Sürücü Kursu | Ehliyet | Kadıköy Sürücü Kursları| A2 Motosiklet ehliyeti|gelişim sürücü kursu » Motosiklet Sürüş Teknikleri
Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Motosiklet Sürüş Teknikleri için arşiv

YOLA ÇIKMADAN ÖNCE GENEL KONTROL

Yola çıkmadan önce motosikletin kontrol edilmesi motosikletten kaynaklanabilecek kazaların önlenmesi bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle yola çıkmadan önce aşağıdaki kontrolleri yapmayı alışkanlık haline getiriniz.
Yakıt : Depo dolu olmalı.
Motor Yağı : Tamam olmalı.
Lastikler : Lastiklerde yarık, kesik olmamalı, hava basınçları yeterli olmalı.
Jantlar : Jant telleri gevşek, jant eğik ya da ezik olmamalı.
Zincir : Zincir yağlı olmalı, zincir boşluğu 15-20 mm olmalıdır.
Motor : Yağ kaçağı olmamalı, cıvata, somun ya da vidalar gevşek olmamalıdır.
Frenler : Balatalar aşınma sınırını aşmamalı, ön fren levye boşluğu 10-20 mm, arka fren pedal boşluğu 20-30 mm olmalıdır.
Debriyaj : Debriyaj balataları aşınma sınırını aşmamalı, levye boşluğu 10-20 mm olmalıdır.
Far, sinyaller ,korna ve fren lambaları : Tüm elektriksel uyarı ve aydınlatma elemanları çalışır, lambalar yanabilir durumda olmalıdır.
Akü : Akü suları tamam olmalı(kuru akü değilse), havalandırma borusu tıkalı olmamalı.
Aynalar : Dikiz aynaları sağlam ve arkayı rahatça görebileceğiniz şekilde ayarlı olmalı.
Civata ve somunlar : Dışardan görülebilen bütün cıvata ve somunlar kontrol edilmeli ve gerekirse sıkılmalıdır

MOTOSİKLETİN SİSTEMLERİ

 AKÜMÜLATÖR (BATARYA) : Elektrik enerjisini bünyesinde depo eden ve gerektiğinde bu elektrik enerjisini motosikletlerdeki elektrikli alıcılara gönderir.
Motosikletlerde, marş motoru, ateşleme sistemi, aydınlatma sistemi, , korna gibi çeşitli alıcılarında elektrik ihtiyacını karşılar.
• Elektrolit: Akünün içinde bulunan saf su ve asit karışımından oluşan sıvıdır.
• Akü kutup başları: Akünün üzerinde kurşundan yapılmış pozitif (+) ve negatif (-) kutup başları vardır. Pozitif (+) kutup başı daha kalındır.
Akümülatörün bakımı :
• Elektrolit seviyesi plakaların 1 cm üzerinde olacak şekilde saf su ile tamamlanır.
• Kutup başları oksitlenmiş ise, sıcak su dökerek temizlenmelidir. Sonra kablolar akünün kutup başlarına sıkıca takılmalıdır.
• Akünün kutup başları ters bağlanmaması gerekir. Aksi halde Konjektör (regülatör).arızalanır.
• Kışın akünün donmaması için akü tam şarj edilmelidir.
Akünün iki kutup başı herhangi bir metalle birbirine değdirildiğinde kısa devre yaparak patlar.
• Akü bakımında akü eleman kapaklarının kapalı üzerindeki hava alma deliklerinin açık olduğuna dikkat edilmelidir.
• Her hangi bir yangın veya kısa devre durumunda akü kutup başlarını sökmek gerekir. Sökerken önce (-) sökülür.
•Motor çalışırken gaz kolunu bıraktığımızda far ışıkları zayıflıyorsa akü zayıflamış olabilir
YAKIT SİSTEMİ :

 Yakıt sisteminde Benzin otomatiği motor çalıştığı sürece, depodan yakıt boruları yardımıyla emdiği yakıtı karbüratöre pompalar. Karbüratör bu yakıtı hava ile birleştirerek oluşturduğu hava yakıt karışımını emme manifoldu yoluyla emme supaplarından silindirler içerisine gönderir. Böylece sistem işlemini yerine getirmiş olur
Yakıt Sisteminde hava filtresi toz ve pisliklerden tıkanmışsa, karbüratöre yeterli miktarda da hava giremez. Motor fazla yakıt sarf eder. Motor boğulur. Bu nedenle filtre belirli zamanlarda (kilometrelerde) basınçlı hava ile temizlenmeli ve belirli kilometrelerde yenisiyle değiştirilmelidir
Motor Fazla Yakıt Yakıyor ise ;
- Hava Filtresi kirli veya tıkalı olmamalıdır.
- Soğuk havalarda ve sabahları kolay çalıştırmak için 2 kademeli jikle bulunur. Jikle çekili olarak unutulmamalıdır.
- Karbüratör ayarları bozuk olmamalıdır.
Fazla Yakıt Yakan aracın (zengin karışımla çalışan) aracın egzozundan siyah duman çıkar

FREN SİSTEMİ : Motoru yavaşlatmak,yavaşlayan motoru durdurmak için kullanılır. Hareket halinde iken ön ve arka fren kolu birlikte kullanılmalıdır.
Motosiklet üzerinde 3 tip fren bulunur:
-Ön fren
-Arka fren
-Motor freni (kompresyon freni)
1.Ön fren: Ön fren her motorda ön tekerleri kontrol eder. Sağ elimizle ön fren kolunu kontrol ederiz. Ön fren teli kopmuş ise ön fren tutmaz.
2.Arka freni : Arka tekerlerin frenlemesini sağlar.Otomatik vitesli motorlarda arka fren sol elimizle kontrol edilir. Vitesli motorlarda ise sol el ile debriyaj kolu kontrol edildiği için sağ ayak ile kontrol edilir.
3.Motor freni (kompresyon freni) : Motosiklette sürücü gaz kolundan hareket halindeyken gazı kapattığında motorun vites sisteminden kaynaklanan etkisiyle motosikleti yavaşlatmasına kompresyon freni denir

MOTOSİKLETLERDE VİTES SİSTEMLERİ

Otomatik vitesli motorlar : Otomatik vitesli motorlar genelde scooter tarzıdır. Debriyaj kolu yoktur.Direksiyon kolunda sağ el ile gaz ve ön fren , sol elle ise ayak freni kontrol edilir .Gaza basıldığında motor hareket eder, frene basıldığında durur. Önemli husus otomatik motorlarda ilk çalıştırırken ön veya arka fren kolundan birine basılarak motor çalıştırılabilir.
Vitesli motorlar : Vitesli motorlarda vites sol ayağın altındaki bir koldur. Genelde bu kola sol ayağımızla aşağı bastığımızda 1. vites , yukarı çektiğimizde 2 , 3 ,4 ve 5. viteslere sırayla geçer 5. vitesten direk 1. vitese inmez birer birer vites küçültür ve büyültürüz. 1. vites ile 2. arası ise boş vitestir. Bazı motorlarda özel farklılıklar olabilir.Teker Zinciri : Zincirin kullanım ömrü yağlama ve uygun ayara bağlıdır. Bakımsızlık zincirin ve zincir dişlisinin erken aşınmasına yol açar. Zincir belli zaman aralıklarında yağlanmalıdır. Tozlu bölgelerde kullanıldığında bu işlem daha sık yapılmalıdır. Gerginlik kontrolu yapılırken motor durdurulur ve sehpasına kaldırılır. Zincir gerginliği elle 20-25 mm dikey hareket edecek şekilde ayarlanmalıdır. Zincir ayarı için arka tekerin olduğu yerde zincir ayar gergi vidası bulunur

Sigorta kutusu : Sigorta kutusu genelde akünün yanındadır. Motorunuzda değerine uygun yedek sigorta bulundurun .

Tekerlerin sökülmesi : Motosikletin arka tekeri sökülürken motosikletin kendi sehpasına alınır .Motosikletin ön tekeri sökülürken motorun altına takozda konulur. Ön tekerde sökerken , ön fren teli ile km saati teli de bulunur.

Motosikletin Temizliği : Motosikletin dış yüzeyini düzenli olarak temizleyin.Araba servislerinde olduğu gibi tekerlek göbeğine ,susturucu çıkışına,karbüratöre,kilometre saatine ,kontak anahtarına, direksiyon kilidine,tahrik zincirine , direksiyondaki kumanda düğmelerine basınçlı su tutmamaya özen gösterin. Motoru duruladıktan sonra birkaç dakika rölantide çalıştırın.Motosikleti yıkadıktan sonra tahrik zincirini yağlayın,motoru yıkadıktan sonra trafiğe çıkmadan frenleri birkaç kez deneyin.

Boğulmuş motor : Bir çok denemeden sonra motor çalışmamışsa aşırı yakıt dolması nedeniyle motor boğulmuş olabilir. Kontak anahtarını kapatın , jikleyi açın ,gaza sonuna kadar basarken marşa basın.Daha sonra kontağı açın ve motorun normal çalıştırma prosedürü uygulayın.

Rodaj :İlk 1000 km hangi viteste olursa olsun yüksek devirde kullanmayın. Gazı tamamen açmaktan kaçının . Uzun süre aynı viteste kullanmayın.Otomatik viteslerde sürekli sabit hızla gitmeyin . Rodaj zamanı dolduktan sonra standart kullanma kurallarını uygulayabilirsiniz

Grup Sürüşleri

Grup gezileri motosiklet sporunun vazgeçilmezlerinden biridir. Eşiniz, dostunuz, arkadaşlarınızla beraber geziye çıkmak tek başınıza motor sürmekten daha keyiflidir. Ancak herşeyin keyifli bir tarafı olduğu gibi tehlikeli bir tarafıda vardır. Grup gezileri kurallara uyulmadığı ve motosikletçilerin uyum içinde olmadıkları durumlarda sonu kötü durumlarla karşılaşılabilecek yapıdadırlar. Bu yazımda sizlere kendi deneyimlerimden yola çıkarak grup sürüşü hakkında bilgiler vereceğim.


Grup gezilerinde öncelikle herşey kurallar ile belirlenir. Birçok yurt içi ve yurt dışı motosiklet kulübü, derneği kendi belirledikleri kurallar ile grup gezilerini gerçekleştirirler. Kurallara uymayanlar uyarılır, tekrar kural ihlalinde bir daha gezilere dahil edilmezler. Grup gezilerinde yolculuğun keyifli gerçekleşmesi herşeyden önce iyi bir planlamaya bağlıdır. Gidilecek yer, güzergah, liderlerin seçimi, yol durumuna göre alınabilecek önlemler gibi sürüşün optimum başarısını etkileyecek her türlü etkenin düşünülüp planlanması gerekmektedir. Buna göre planlamada en önemli aşama lider seçimidir.

İyi bir grup lideri nasıl olmalı?
Grup içinde gidilecek güzergahı en iyi bilen, ön sezisi kuvvetli ve yol tecrübesi olan sürücü lider olarak başa geçer. Lider, yol şartları (stabilize, asfalt, kirli asfalt vb.), iklim, motor sayısı ve tipi, kullanıcı tecrübesine göre grup düzenini, hızını ve rotayı ayarlar. Lider yola çıkamadan önce gruba yol durumu, sürüş kuralları ve dikkat edilmesi gereken durumları anlatan kişidir. Ayrıca sürücülerin özel durumlarını dikkate alarak planlamayı yapan kişidir. Lider dışında yolu bilen iki kişi de orta lider ve artçı lider olarak grup içinde yerini alır.

Orta lider ve Artçı lider ne yapar?
Orta lider genelde çok bilinmez ve bahsedilmez ancak grubun ikiye bölünmesi (genelde farklı motor tiplerinin olduğu grup gezilerinde ve kalabalık kavşak geçişlerinde gerçekleşir), lider’in herhangi bir sebeple gruptan belli bir süreliğine ayrılması durumunda veya lider’in işaretiyle grubun başına geçecek kişidir. Artçı lider ise grubun arkadaki gözüdür. Grup düzenini kontrol eder. Sollamalarda grup liderinin talimatıyla şeriti kapatır ve diğer motorların sollama güvenliğini sağlar. Grubu sollamaya çalışan araçları, tali yolları gözler. Gerekirse grup liderliğinide alır. Bazı durumlarda acemilerin, hiç grup gezisine katılmamış kişilerin liderliğinide üstlenir. Ayrıca bir motor arkaya düşerse ilk müdahale edip durumu grup liderine bildirecek kişide artçı liderdir.

İletişim!
Liderler arasında iletişim çok önemlidir. 3 lider mutlaka birbiriyle yol boyunca iletişim içinde olmalıdır. İletişim en son teknoloji intercom cihazları kullanılarak yapılabileceği gibi, el işaret diliyle de gerçekleştirilebilir.

Ülkemizde pahalılıkları sebebiyle son nesil intercom cihazları kullanımının yaygın olmadığı ve herkesde bulunmadığı için iletişimi geleneksel işaret diliyle anlatacağım.

Lider, orta lider ve artçı lider, hatta sürücüler birbirleriyle iletişimlerinde geleneksel motosiklet işaret dili kullanabileceği gibi kendi belirlediği bazı işaretlerle durumu (motor arızası, benzin, mola vb) birbirlerine ve gruba anlatabilirler. Gelelim uluslararası motosiklet işaret diline.

Bu işaret dili ile liderler ve sürücüler en etkin şekilde haberleşirler ve kontrollü bir sürüş yapılmış olur.

İletişimden sonra sıra geldi grup sürüş yöntemine. Grup lideri yol durumuna, motosiklet sayısına göre sürüş tarzını belirler ve işaretle diğer sürücülere bildirir. Grup sürüş yöntemleri üç gruba ayrılır. Yanyana, sıralı ve zigzag sürüş yöntemi.

Yanyana Sürüş Yöntemi

Yanyana yürüş yöntemi daha çok törenlerde (cenaze, kutlama, koruma eskortu vb), hızın yavaş olduğu ve trafiğe kapalı alanlarda yapılır. Sürücüler yanyana sürüş yaparlar. Böyle bir sürüş tarzını yüksek hızlarda yapmak çok tehlikelidir.

Sıra/Tek Hat Sürüş Yöntemi
Sıra/Tek Hat sürüş yönteminde sürücüler ard arda sıralanırlar. Nispeten dar, virajlı, trafiğin az olduğu yollarda yapılan sürüş tarzıdır. Ayrıca sportif sürüşlere de bu yöntem uygundur. Her motor arasında hıza bağlı olarak en az 5 saniye ve daha fazla olacak şekilde mesafe olmalıdır.

Balık Sırtı/Zigzag Sürüş Yöntemi
Bu sürüş yönteminde sürücüler zigzag oluşturacak şekilde yol alırlar. Lider sol teker izinde giderken bir sonraki sürücü 1sn’lik mesafede sağ teker izinde yol alır ve buna göre arka grup dizilimi gerçekleşir. Bu sürüş yöntemi normal trafikte uygulanır ve en yaygın kullanılan yöntemdir. Zigzag yöntemi grubun uzunluğuna etki ettiği için trafiğin içinde grubun daha rahat ilerlemesinide sağlar. Her sürücü arasında en az 2sn’lik mesafe olmalıdır.

Gezi öncesinde ve sürüş sırasında dikkat etmemiz gereken konular üzerine eğilmek istiyorum. Bunlar;

-Geziye mutlaka dolu depo ile katılın. Böylece hem grup sürüşünü aksatmamış hemde zamansız molalara sebebiyet vermeyip kendinizi mahçup etmemiş olursunuz.

-Yola çıkmadan önce grup liderini çok iyi dinleyin. Grup içi sürüş tarzı konusunda liderin vereceği bilgileri mutlaka uygulayın. Yol durumunu, durulacak yerleri, dikkat edilmesi gereken durumları size anlatacaktır. Dikkatinizden kaçan bir nokta sizi ve grubu tehlikeye sokabilir. Anlamadığınız bir nokta olursa mutlaka sorun. Yolda mutlaka durmanızı gerektiren bir durum olacaksa (ilaç alma, motorun tüketimi sebebiyle benzin ikmali veya herhangi bir neden) mutlaka grup liderine bildirin. Böylece sürüş planı daha düzgün yapılabilir.

-Motorunuzun sinyal, far ve fren lambası kontrolünü her sürüş öncesi mutlaka yapın.

-İletişim işaretlerini iyice öğrenin. Çünkü sürüş sırasında güvenliğiniz buna bağlı. Yoldaki bir bozukluk (stabilize, kasis, çukur) veya dikkat edilmesi gereken ne varsa size lider işaret dili ile bildirecektir. Önceden bildiğiniz bir duruma hazırlanmak çok daha kolay olacaktır.

-Özellikle gruba yeni giren kişiler çok tutuk sürüş tarzı sergilerler. Hız kesme, yol dışına doğru sürme veya tersine ortaya doğru sürme, kişileri sollama, viraj içi hız kesme, şerit değiştirme gibi hareketlerde bulunabilirler. Bu nedenle yeni kişilerin artçı lider gözetiminde arkada yol alarak grubun sürüşüne ayak uydurması ve grup sürüşünü izleyerek alışmaları doğru bir karar olacaktır.

-Şunu asla unutmayın hem kendinizin hemde motorunuzun limitlerini her zaman kendiniz belirleyin ve ona göre motosikletinizi sürün. “Öndeki hızlı gidiyor bende gideyim” derseniz kaza yapabilirsiniz. Asla ve asla yarış yapmayın. Kendi sürüşünüzü yapın. Grup buna uygun düzeni sağlayacaktır.

-Grup sürüşü sırasında asla zigzag, değişik hareketler (ön kaldırma, elleri bırakma, ayağa kalkma vb), ani hızlanmalar ve frenler gibi hareketler yapmayın. Böyle bir hareketi arkanızdan gelen kişi yanlış algılayabilir ve herkesi tehlikeye sokabilirsiniz. Yola çıkılan sıra ne ise durduğunuzdaki sırada aynı olmalıdır.

-Grubun kopmaması diye birşey olamaz. Ne kadar uğraşsanızda çoğunlukla grupta kopmalar yaşanabilir. Ancak bunu kontrol etmek çok kolaydır. Aynadan arkanızdakini kontrol ettiğinizde görebiliyorsanız sorun yok demektir. Yavaşladığını gördüğünüzde veya durduğunu hız keserek sizde yavaşlarsınız ve böylece zincirleme olarak tüm grup yavaşlamış olur.

-Sürüş sırasında mutlaka farınız açık olsun. Ancak uzun farı gündüz dahi olsa açmamaya özen gösterin. Çünkü çok güzçlü olan uzun farlar gündüz bile dikkat dağıtıcı yansımalara sebebiyet verebilmektedir. Lider’in uzun farı yakması yeterlidir. Diğer sürücüler kısa far ile rahatlıkla görünürlüğünü sağlarlar.

-Grup sürüşlerinde çok sık rastlanan bir durumda halkın size farklı tepkileridir. Yolda yarışmak isteyenden tutunda laf atan, küfür eden, taş atan veya değişik sesler çıkararak dikkatinizi çekmeye çalışan insanlarla karşılaşabilirsiniz. Bu gibi durumları görmezden gelin. Çünkü dikkatinizi oraya verirseniz yolla ilgilenmezsiniz ve kaza yapabilirsiniz.

-Gruptan hemen kopup ayrılmayın. Genelde resim çekmek için yapılan bir harekettir. Grup liderine yola çıkmadan önce böyle bir planınız olduğunu bildirin. Sürüş sırasında da artçı lidere ayrıldığınızı belli edin. Aniden durmaya çalışmak yanlış anlaşılmaya sebep verebilir ve grup sürüş keyfini bozabilir.

-Yakıtınızı en son benzin istasyonunda kontrol etmeniz yararınıza olacaktır. Böylece mola vermeden planlanan dönüş yolunda grubu engellememiş olursunuz.

En iyi grup gezisi katılan tüm motorcuların sağ sağlim geri döndüğü gezidir. Bu nedenle lütfen kurallara uyalım, uymayanları uyaralım. Motosiklet sporu ancak böyle keyifli olabilir. Farınız ve yolunuz açık olsun. İyi sürüşler!

Motosiklet Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 Motosiklet hakkında bilinmesi gereken 17 nokta
 

1.) Motorumu zorlamadan önce ısıtmama gerek var mı?Kesinlikle evet. Motorlar belli sıcaklıkta çalışmak üzere tasarlanmışlardır. İdeal çalışma sıcaklığına erişmeden zorlanan motorlar uzun vadede kesinlikle zarar görecektir.

2.) Yani, motosikletimi çalıştırdıktan sonra birkaç dakika ısınmasını beklemeli miyim yoksa hemen yola çıkabilir miyim?

Tartışmaya açık bir konu. Bazıları motoru çalıştırdıktan sonra 1 dakika kadar bekleyip sonra yola koyuluyor. Buradaki amaç, motorun rölantide bir süre çalışarak az yağlanan parçalara minimum yük bindirmek ve yağın motorda tamamen dolaşmasına, parçaları koruma altına almasına olanak sağlamak.

Diğer kanı ise, motoru çalıştırdıktan hemen sonra nazik kullanarak yola çıkmak, böylece ilk çalıştırmada kullanılan zengin karışım yüzünden silindir içinde oluşabilecek benzin yoğuşmasının önüne geçmek. Tüm motorlar ilk çalıştırmada karışımlarında fazla benzine ihtiyaç duyar. Karbüratörlü motorlarda bu işi jikle (manuel veya otomatik) yapar. Enjektörlüler kendi kendine ayarlar. Ancak, benzin çok etkili bir yağ çözücüdür ve eğer herhangi yanmamış benzin silindir içinde kalırsa silindir çeperindeki yağ tabakasını yıkayabilir, pistonlar da silindir duvarını kazımaya başlar. Bu anlatılanlar sadece ilk çalıştırmadaki zengin karışım durumu için geçerlidir. Çalışma sıcaklığına ulaşan ve jiklesi kapatılan motor ihtiyacı olan karışımı kendi doğru şekilde ayarlayacaktır.
Ayrıca ısıtma sırasında kaybedilen yakıt da gerçek anlamda kullanılamayan yakıttır. Genel tüketime bakıldığında cebinizde ciddi yara açabilir.

Son olarak, düşük devirde ısıtılan motor ideal çalışma sıcaklığına 10 dakikada ulaşıyorsa, düşük devir çevrilerek yol alan motor 3-4 dakika içinde ısınacaktır. Yani rolantide kalarak uzun surede ama az aşınma mı, yoksa yola çıkarak kısa surede ama bağıl olarak biraz daha fazla aşınma mı? Seçim sizin.

3.) Bazen motorumu hakikaten zorluyorum, acaba zarar veriyor muyum?

Motor yapısal olarak iyi durumda ve düzgün bakımlı ise, hayır. Aslına bakarsanız, motora yüksek devir çevirtmek ona iyilik etmek şeklinde bile yorumlanabilir. Pistonlar ile silindir çeperi arasında segman adı verilen çemberler bulunur. Bunlar sayesinde silindirdeki yanma odası yağlama yapılan kısımdan ayrılır. Piston yukarı çıkarken yağlanan silindir çeperi, piston aşağı inerken segmanlar tarafından süzülür. Böylece yağ ile yakıt birbirine karışmaz. Ayrıca segmanlar olmasa silindire alınan hava yakıt karışımı da sıkıştırılamaz. Bu segman denen çemberler piston kafasının içinde kendileri için ayrılmış yarıklarda oturur ve kapalı çember şeklinde değildirler. Isındıklarında genleşebilmeleri için bir tarafları açıktır.
Segmanların silindir duvarına tam olarak yapışması için motorda üretilen basınca da ihtiyacı vardır. Kendi yarığı içinde oturan metal çemberin arkasına dolan basınç sayesinde piston kafasından silindir çeperine doğru zorlanır. Böylece yanma odasında basınç kaybı oluşmaz.
Sürekli düşük devirlerde kullanılan motorlarda bahsi geçen segman yarığında artık madde (kurum) birikimi olabilir. Tıkanan segman yatağı yüzünden basınçlı hava segmanı silindir duvarına itemez, silindir basınç kaybeder. Üretilen güç düşer, motor yağ yakmaya başlar. Bunu önlemek için sıcak motoru zaman zaman yüksek devirlerde kısa süre kullanmak yeterlidir. Yanan kurum segmanların normal çalışmasını sağlayacaktır.

4.) Motorumu ısıtmazsam ne olur?

Zorlanan soğuk motorda aşınma daha hızlı gerçekleşir. Motor çalıştığında, yağın her tarafa ulaşması birkaç saniye alacaktır. Bu yüzden

“Motor en çok marş anında aşınır”

denilir. Bu ilk birkaç saniye boyunca metal parçaların koruması, üzerlerine bir önceki çalışmadan yapışıp kalmış yağın sorumluluğundadır. Motorlar ve yağlar bu çalışma koşulları göz önüne alınarak tasarlanırlar ancak sadece yüksüz veya düşük yükle çalışma durumunda. Yağ motorun tepesine en son ulaşır yani en hareketli parçalardan olan egzantrik mili, subaplar, subap yayları (nispeten) uzun süre minimum yağlanma ile idare etmek durumundadırlar.

Bir diğer etken de metalin genleşme özelliğidir. Isınan metal genişler bu yüzden motor toleransları ve parçalar arası boşluklar ısınıp çalışma sıcaklığına erişmiş motor göz önüne alınarak tasarlanır. Örneğin debriyaj balatası ile krank mili arasındaki dişliler soğukta birbirlerine neredeyse yapışık haldedirler. Motor ısındıkça bunların arası açılır. Ancak ısınmış motorda bunların arası amaçlandığı kadar açılmıştır.


5.) Tork ve güç arasındaki fark nedir?
Bunu anlatmanın en iyi yolu, tork silindirdeki patmalanın büyüklüğü, güç ise dakikada kaç patlama gerçekleştiğidir. Daha teknik açıklamak gerekirse, güç birim zamanda yapılan toplam iş miktarı tork ise çevirme/burma kuvvetidir (krank miline bağlı belli uzunlukta çubuğun ne kadar kuvvetli döndürüldüğü).

6.) Motorumun devir bandında neden bir tatlı çalışma noktası var? Çevirebileceğim daha çok devir var halbuki.Hissettiğiniz noktanın adı tepe tork devir noktası. Motor şu anda en canlı karakterini sergiliyor çünkü burası motorun en verimli çalıştığı nokta. Olay tamamen hacimsel verim ile alakalı.

Maksimum hacimsel verimin olduğu an, silindir içine mümkün olan en fazla hava yakıt karışımının alındığı andır. Bu devrin yeri emme subaplarının boyu, havanın eylemsizliği ve subapların açılma fazlarına bağlı olarak değişir. Egzoz subabından çıkan atık gazlar egzoz sisteminde basınç dalgaları yaratırlar. Bu dalgalar, motor devrine bağlı olarak egzoz sisteminde yukarı-aşağı dolaşırlar. Elde edilmek istenen, düşük basıncı tam egzoz valflarının arkasında oluşturarak yakılmış karışımın silindirden en hızlı şekilde tahliyesini sağlamaktır.

Tüm bu şartlar sadece bir devirde gerçekleşir o da teknik özellik tablosunda gördüğünüz max torkun üretildiği devirdir. Aşırı beslemeli motorlarda bu devrin belli aralikta (örneğin 2300d/d – 5000d/d arasında sabit gibi) verildiğini görürsünüz, ama konumuz atmosferik beslemeli motorlar. Oraya girmeyelim.

7.) Yağ motorumu tam olarak nasıl korur?Temel olarak hareketli metal parçaların birbiri ile sürtünmesini engeller. Aynı zamanda motorun soğutulmasına da yardımcı olur. Yağ filtresi sayesinde motor içinde oluşan zararlı parçacıkları süzer, sistemin temiz kalmasını sağlar.

Yağın en büyük yararı kuşkusuz parçaların sürtünmesini azaltmaktır. Bunun en aşırı yaşandığı yer piston kollarının kranka bağlandığı noktalardır. Patlamanın şiddetiyle aşağı itilen kolu krank miline çok yüksek basınç uygular. Normal şartlarda hiçbir yağ pompası bu sıkıştırmaya dayanacak yükseklikte basınç üretemez. İki metalin birbirine değmesini engelleyen, sıvı-metal arasındaki kaydırma etkisidir. Hızlı şekilde su üzerinden geçen araba nasıl suya batmadan yüzey üzerinde kızaklama yaparak gidebiliyorsa, iki metal arasina sıkışan yağ da yüzeyler arasında bir film oluşturarak birbirlerine değmelerini önler. Ancak anlatılan yağ filminin oluşması için iki metal yüzey arasındaki mesafe kritiktir. Zaman içinde oluşan aşınma sonucunda bu mesafe artarsa, yağ filmi kendini koruyamaz ve basınç altında yirtilir. O zaman da motor çalışırken devir arttıkça yükselen bir vurma sesi duyarsınız.

8.) Bu hafta sonu motor yağımı değiştireceğim. Bulabileceğim en pahalı yağı mı almalıyım?

Alabilirsiniz, ayrıca motora zararı da olmaz ama boşuna para harcamış olabilirsiniz. Asıl önemli olan, motorunuzda kullanacağınız yağı doğru şekilde belirlemektir.

Üretilen tüm yağlar American Petroleum Institute (API) tarafından test edilir, derecelendirilir ve belli standartlara olan uygunluklarına bakılır. Buji ateşlemeli motorlar için (yani benzinli motorlar) bu derece S harfi ve yanına gelen ikinci bir harfle ifade edilir. S’den Z’ye doğru gidildikçe, yağın kalitesi de artar. Örneğin, Suzuki GSX-R600 SG derecesinde yağ ister. Fiyatı ne olursa olsun, SG onayına sahip her yağ gerekli testlerin tümünden geçer not almıştır, ister Castrol olsun, ister Türk Petrol.
Ancak, API’nin (American Petrol İnstuy) yaptığı testlerde arabalar için ayrı, motosikletler için ayrı kategori bulunmaz. Motosiklet yağlarını tek başına test eden kuruluş Japanese Automotive Standards Organisation’dur (JASO). Ne yazık ki, neredeyse tüm motor kullanım kılavuzlarında yazan yağ derecesi JASO değil API olarak verilmiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, motorunuza uygun API derecesinde aldığınız yağın kutusu üzerinde JASO derecesinin de bulunması gerektiğidir. Arabalara özel üretilen yağ kutularının üzerinde hiçbir JASO derecesi yazmaz.

Son olarak, motorunuzu uzun süredir kullanan insanların ve motor servislerinin de fikrini almakta fayda vardır. Kimi motorların belli yağlardan daha çok hoşlandıkları bilinmektedir. Örneğin BMW boxer’ları sadece mineral bazlı yağlarla mutlu olurlar.

9.) Motorumu otomobiller için üretilmiş yağla doldurabilir miyim?

Allah aşkına HAYIR! Otomobil yağları, motosikletlerdeki gibi vites kutusunu da yağılacak şekilde tasarlanmamıştır. Vites dişlileri ve balataların arasına giren otomobil yağı zamanla özelliğini kaybedip çözülür. Ayrıca otomobil yağında bulunan kaydırma önleyici katkılar ıslak kavramalı debriyaj balatanızda hasara sebep olurlar.

10.) Babam diyor ki debriyaj kavramasını uzun tutmak kötü bir şeymiş. Uyduruyor mu yoksa doğru mu söylüyor?

Babanız haklı. Uzun süreli kavramalar debriyaj balatanızın ömrünü azaltacaktır. Belki bundan da önemlisi,(motosiklet) yağlama sisteminde vites kutusu ve motor aynı yağı kullandıklarından, balatanızdan kopan ufak parçalar yağınızı kirletecek, filtre tarafından yakalanıncaya kadar sisteminize zarar verecektir. Yarış takımlarının kuru debriyaj (vites kutusunun dışında) kullanmasının ana sebeplerinden biri budur.11.) Bazen vites kaçırdığımda kendimi boşta buluyorum. Vitese geçsin diye abanınca sert bir şekilde yerine oturuyor? Alete zarar mı veriyorum?

Belki biraz ama arada sırada olan vites kaçırma çok fazla zarar vermez. Vites kutusundaki bazı dişliler şafta kilitli halde dönerken diğerleri boşta durur. Bu dişliler sadece gerektiğinde şafta yapışırlar. Hem dişli hem şaft üzerinde birbirlerine uyan girinti-çıkıntı profilleri bulunur. Siz vites değiştirmek için başparmağınızla hareket verdiğinizde, dişli üzerindeki boşluklar şaft boyunca birbirini bularak kilitlenir. Yanlış nötr vitese düşmeler, bu profillerin tam olarak birbirine oturmadığı durumlarda yaşanır. Durumu önlemenin kesin bir yolu yoktur. Sadece vitesi atarken pedalın tüm boşluğunun kullanıldığından emin olmalı, buna rağmen boş vitese düşülürse debriyaj sıkılarak daima bir üstteki vitese geçmesi sağlanmalıdır (atılan vitesin numarası büyüdükçe şatfa kilitlenecek olan dişlinin çapı da azalır. Kilitlenme noktasını yakalamak daha rahat hale gelir. Bu yüzden arabada da motorda da üst vitese atmak daha kolaydır.)

12.) Debriyajı sıkmadan vites değiştirmem vites kutusunu bozar mı?

Eğer doğru şekilde yapılırsa hayır. Arabaların aksine, motosiklet vites kutularında senkromeç bulunmaz. Gaz ayarını motoru ne hızlanacak ne de yavaşlayacak şekilde ayarlayın. Bu durumda vites kutusu üzerinde yük oluşumu engellenecek, dişliler zorlanmadan şafta bağlanıp ayrılacaktır. Ama ayarı tutturamazsanız, vites kutusundaki çarkların dişlileri aşınacağından bir süre sonra yeni vites kutusu aramaya başlayabilirsiniz.

13.) Motoru sürerken yığınla sarsılma, vurma sesi duyuyorum. Acayip endişeleniyorum. Paranoyak mıyım?

Muhtemelen. Vuruntulu çalışan motor, eğitimsiz kulak için bile rahatça anlaşılacak kadar kötü ses çıkartır. Eğer vuruntu var mı yok mu diye endişeleniyorsanız, büyük ihtimalle yoktur. Örnek olarak; enjektörler açılıp kapanırken parmaklarınızla tempo tutuyormuş gibi klik-klik sesi çıkartırlar; benzin pompası kontak açıldığı andan itibaren tıslar, bazı egsoz sistemleri (Suzuki’nin PAIR valfi mesela) karakteristik garip bir ses çıkartır. Bunların haricinde, motorda yapısal bir arıza sonucu oluşacak sert darbe ve vuruntu sesleri, kendini kullanıcısına belli ettirecek şiddettedir.

14.) Motosiklet motorlarının ömrü ne kadardır?

300.000 km. e kadar ömür biçilen motorlar bugün sıradan kabul ediliyor. Ancak bakımları düzenli yapılmalı. Motorun ömrü uzun olsa da egzantrik mil zinciri değişimi 60.000 ile 150.000km arasında bir yerde yapılmalı ki bu başlı başına büyük bir iş.

15.) Motosiklet motorları çok karmaşık ve sübap açıklığı ayarlaması gibi bazı işler fazla vakit gerektiriyor. Motorum bakım için servise gittiğinde, bu ayarların doğru yapıldığından nasıl emin olabilirim?

“Kesinlikle yapılmıştır” demenin bir yolu yok ne yazık ki. Yapabileceğiniz tek şey güvendiğiniz bir servise gitmek veya motor ayarlanırken yanında durup ustayı kontrol etmek. Bunun yanında sübaplara ulaşmak için sökülmesi gereken parçaların durumuna bakılıp hakikaten gereken yere kadar inilmiş mi anlaşılabilir. Veya sübap açıklığını kendiniz de ayarlayabilirsiniz. Ama modern motorlarda sübap ayarlarını yapmak oldukça özen gerektiren hassas bir iştir. Egzantrik milini sökme, ölçüm, hesaplama ve motoru tekrar toplama gerektirir. Elinize hakim olmadan bulaşmamanızı öneririz.16.) Diyelim ki sübap açıklık ayarını kendim yaptım ve ayar yanlış oldu. Başıma ne gelebilir?

Ducati’leri bir kenara koyarsak, sübaplar üstlerinde duran egzantrik mili ile aşağı itilerek açılır, altlarında duran yayların geri itmesiyle de kapanırlar. Eğer subap tepesi ile egzantrik mili arasındaki mesafe çok fazla ise, subap olması gerekenden daha geç ve az açılır. Bu da motorun daha az hava-yakıt karışımı ile beslenmesine neden olur. Verim düşer ama motora yapısal zararı olmaz. Tersi durumunda, yani subaplar egzantrik miline fazla yakın ise o zaman sorununuz var demektir. Subaplar tam olarak kapanamadığından silindir içinde basınç kaybı yaşarsınız. Hatta ekstrem durumlarda yukarı çıkan piston kafası, kaçacak yeri olmayan emme sübabına çarpar ve sübabı eğer veya kapanamayan egzoz sübabı üzerindeki fazla ısıyı motor bloğuna aktaramayacağından erime yapar.

17.) Egzozumdan çıkan değişik renkteki gazların anlamı nedir?

Beyaz duman su buharıdır. Motor soğuk iken bununla karşılaşabilirsiniz. Soğuk günlerde ise motor ısınana kadar beyaz duman atarsınız. Telaşlanmanıza gerek yok, normaldir.
Siyah duman, gereğinden daha zengin hava-yakıt karışımı yaktığınıza işarettir. Karbüratör ayarına baktırmanın vaktinin geldiğini söyler. Veya kirlenmiş hava filtresi, sıkışmış gaz teli de aynı tepkiyi verir. Enjektörlü motorlarda kesinlikle görülmemelidir.
Mavi duman yağ yaktığınızı söyler. Eğer marş sırasında atıyor sonra geçiyorsa, muhtemelen eskimiş sübap contasının eseridir. Eğer sürekli geliyorsa, eskimiş segman veya silindir duvarındandır. İki zamanlı motorlar, yapıları gereği sürekli yağ yaktıklarından hep mavi duman atarlar.

ALINTIDIR.

Yeni Başlayacaklara

Hızla gelişen motosiklet sektöründe yenilerin yanında olmak, onlara doğruyu göstermek, alt yapısı sağlam motosikletçiler yetiştirmek bizim asli görevimizdir. Gerek motosiklet alımlarında, gerek sürüş tekniklerinde, gerekse donanımlarında doğru yönlendirilmeleri, onların hayati ve ekonomik yaşamlarının korunmasını sağlar. Bu bakımdan yazılarımın çoğunlukla yeni arkadaşlarımıza yönelik olduğunu bilmenizi isterim.

Motordan ne zaman düşülür
Bakın sevgili Tolga, ki kendisi pek bir uzun zamandır bu ikitekerlerle münasebet halindedir, motordan düşmek konusunda neler döktürmüş… Pek çoğu tarafımdan da tecrübe edilmiş olduğundan sizinle paylaşmak istedim. Kulağınıza küpe olsun…

Vizörler

Kask camlarının (vizör) ömrü devamlı temizlemek zorunda olduğumuzdan, kask kadar uzun ömürlü değildir. Zaman içinde silinmekten belli belirsiz çizikler oluşur. Özellikle geceleri ışıkların kırılmasına neden olan bu çizikler kullanıcıyı yanıltarak tehlikeye neden olur. Mutlaka yeni vizör alınıp, temiz görüş sağlanmalıdır. Bu nedenledir ki, kask alırken satıcıdan kask camı ve mekanizmalarının yedeklerinin olup olmadığı sorulmalıdır. Bir de renkli ve aynalı vizörler vardır. Bunlardan sadece sarı renkli antifar olanlar gece kullanılabilir. Diğerleri güneş gözlüğü gibi ışınlardan korunmak içindir. Gece kullanıldığı takdirde görüş kalitesini düşüreceğinden tehlike yaratır. Gündüz kullanıyor olsanız bile tünel girişlerinden önce vizörünüzü mutlaka açmalısınız.Böbrek Ve Sırt KorumaMotosikletçiler arasında bellik diye anılan kuşağın kullanım amacı böbrekleri korumaktır. Beli saran bu kuşak hem böbreklerin üşütmesini, hem de sarsılmasını önler. Eğer sakin bir yapınız varsa, sadece bellik size yeterli olabilir. Yok eğer gaza gelen bir tipseniz, risk sınıfındasınız demektir. İşin doğrusu motosiklet kullanmamanızdır. Kendinizi tanımanıza rağmen motosiklete biniyor ve sert kullanıyorsanız size sırt koruma şarttır. İnsan vücudunda kafa ve omurilik, korunması gereken en hayati iki bölgedir. Kask başımızı, sırt koruma omuriliğimizi korur. Boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan balık sırtı dizili protektörler, sır üstü düşmelerde omuriliğe gelebilecek darbeleri karşılar. Bel kısmı ise kuşak şeklinde olduğundan, böbrek koruma özelliği taşır.DizlikMotosiklette oturum konumunda en fazla rüzgar alan ve darbelere açık yerimiz dizlerimizdir. Ekstra takılan diz protektörleri (diz koruma) olduğu gibi kendin diz protektörü motosiklet pantolonları da vardır. Diz protektörü diz kapağı kısmını sıcak tuttuğundan, ileriki yaşlarda romatizma riskini azalttığı gibi, başımıza en sık gelen bir örnekle otomobilerin arkaya bakmadan ani kapı açmalarında ilk muhatap dizlerimizdir. Bu olayı yaşayan iki arkadaşımızdan, diz protektörü takılı olan, kapının boyasının dizine bıraktığı izle atlatırken, dizlik kullanmayan arkadaşımızın sekiz dikiş yediğini hatırlatmak isterim.

Yüz Maskesi

Başa giyilen yüz maskesinin asıl amacı bilinmediğinden, kullanımı pek yaygın değildir.Çoğunlukla soğuk havalarda üşümemek için kullanıldığı düşünülür. Halbuki yüz maskesi hijyendir. Aynı çorap gibi vücuttan çıkan toksinin emilip kaskın iç yüzeyine geçmemesini sağlar. Sanıldığının aksine sıcak havalarda faydası daha büyüktür. Teri emer, kaskın içerisine kötü koku sinmesine mani olur ve her yıkanıp giyildiğinde mis gibi kokar. Kaskın giyilip çıkarılması esnasında yüzümüzün kask tarafından sürtünüp, çizilmesini önler. Soğuk havalarda da kullanıldığı doğrudur. İpek, merserize ve yün gibi çeşitleri vardır. Mevsime göre seçim yapılmalıdır. Bütün önlemlere rağmen kaskın iç yüzeyi zamanla kirlenir. Bunun içinde temizleyici madde (Helmet Care) temiz bezle silinerek ilk günkü gibi olmasını sağlar.FileMotosikletin bir köşesinde bulundurmakta fayda vardır. Arka ve yan çantalar hatta depo üstü çantalar olsa bile, seyahat halinde mutlaka extra bir yükleme çıkar. İşte o anda, yanınızda taşıdığınız küçücük bir file büyük bir iş halleder.

Motosiklette Güvenlik

Motosiklette Güvenlik 1: Önce Kafa
Motosikletinizi çalıştırmadan önce gidonu seleye bağlayan somunun fazla sıkı ya da gevşek olmadığına dikkat edin. Art Friedman

Motora binmeden önce hızlı bir kontrolden geçirmek her zaman tavsiye edilen bir şeydir. Burada kontrol edilecek bölümler; Tekerler (lastik, jant ve frenlerle birlikte), Kumandalar (Lamba ve diğer elektrik aksamı), Yağ (Zincir ve motor) olamlıdır. Seyahat arasında bile olsa en azından lastiklere arada bir bakmakta fayda vardır, ne olsa hayatınızı onlara emanet edeceksiniz. Ben birkaç kez lastiklerimden çivi çıkardım, hem de daha lastiği patlatmadan önce. Birkaç kez de gevşek tapalar keşfettim. Bu sadece birkaç saniyemi aldı ama görmeseydim sonuçları çok acı olabilirdi.

Peki ya diğer hayati parça? Motoru çalıştırmadan önce motorcuyu da kontrol ediyor musunuz? Durup da motorunuz kadar kendinizin de hazır olmadığınıza bakıyor musunuz? Motosiklet kazalarında mekanik problemlerin payı çok azdır. Öte yandan sürüş hataları çoğu motosiklet kazasının sebebidir ve pek çok diğer kazaya da katkıda bulunur.
Motosiklet sürüşteki insan faktörü hakkında birkaç kitap yazılabilir (ki yazılmıştır). Ancak bu kadar önem verilmesine rağmen, biz motorcular hala kaza araştırmacılarını hayrete düşürecek şeyler yapmaya devam ediyoruz. Birkaç genel sorun şöyle sıralanabilir.

Kaza yapma hazırlıkları içindeki en popüler davranış birkaç içki içmektir. Ölümcül kazaların yarısından biraz fazlasında motosiklet sürücüsünün alkollü olduğu görülmüştür. Uçak pilotlarının içki içtikten 8 saat sonra uçmalarına izni verilir. Her ne kadar motosiklet kullanmak uçak kullanmak kadar karmaşık kararlar gerektirmese de, pilotlar pek ender olarak bir motorcu kadar ani tepkiler vermek zorunda kalırlar. Bir uşağın önünden bir aracın sola kırması pek görülmez. Yine de çoğu motosiklet sürücüsü birkaç biradan sonra eve gitmeyi sıradan bir iş olarak görür.

Yasadışı haplar da etkenlerden biridir ama bunları kullanan insanların bu tür yazılar okuduğunu zaten sanmıyorum. Ya yasal ilaçlar? Nezle ve grip ilaçlarından azıları herhangi bir araç sürücünün dikkatini dağıtacak etkiler yapabilir. Aldığınız ilacın etkilerini bilmekle yükümlüsünüz. Eğer grip için bir ilaç aldıysanız, doktoru dinleyip yatakta kalmanız için bir sebebiniz daha var demektir.

Kafanızı kimyasallarla bulandırmanın başka yolları da vardır, mesela eldivensiz ve maskesiz olarak güçlü solvent’ler ile temizlik yapmak gibi. Kapalı bir garajda motor çalışır vaziyette durmak da olabilir. Açık havada bile kafayı tutmanız mümkün. Yüksek bir dağ tepesindeki bir ormanlık alanda geçireceğiniz birkaç saatte alacağınız aşırı dozda oksijen de kafanızı bulandıracaktır, üstelik bunu ilk viraja kadar fark etmeyebilirsiniz de.

Sadece motosiklet kullanmak bile sorun olabilir. Bazen herkesin motosiklet üzerinde saatler geçirmeye alışık olmadığını unuturum. Birkaç yıl önce bize bir gezide katılan arkadaşım uyuyakaldı ve yol kenarındaki bir çite girdi. Vücudunuzun kaldırmayacağı programlar yapmayın.
Motosikler üzerinde geçen uzun günler tahmin ettiğinizden daha yorucu olabilir. Aynı şekilde oturmanın getirdiği yorgunluğun dışında rüzgar basıncı, titreşim ve zaman zaman gelen adrenalin yükselmesi de yorgunluğunuzu artırır. Çarpıp geçen rüzgar da sizi yıpratır. Normalden daha önce susuzluk hissedersiniz. Rüzgarın sesi de çok yıpratıcıdır ama yine de ancak çok azımız buna önlem alırız. Yüksek bir ön cam, iyi kalite bir kask ve kulak tıkaçları gürültüyü kesecektir. Aynı şekilde sessiz bir egzoz da öyle.Eğer önünüzdeki yaz için uzun bir seyahat planlıyorsanız buna iki üç kala hazırlıklara başlayın, işe motorla gidin ve her defasında biraz daha uzun haftasonu sürüşleri yapın. İlk gününüz için uzun bir sürüş planlamayın. İkinci ve üçüncü günler büyük ihtimalle en uzun mesafeleri yapabileceğıniz günler olacaktır. Bundan sonrasında ise gittikçe daha yorgun olacaksınız tabi eğer birkaç gün dinlenmeyecekseniz. Seyahat boyunca hafif kahvaltılar ve öğle yemekleri yiyin ki uykunuz gelmesin, molaları da aksatmayın. Daha susamadan su için. Grup sürüşü yapıyorsanız planlarınız daha da hafif olmalıdır. Hep birlikte programın üzerinden geçmeli ve yorulan ya da daha fazla süremeyecek olanları tolere edebilecek şekilde hazırlıklı olmalısınız. Bir motorcunun problemi tüm grup için tehlike yaratır.

Bir kazasını anlatan arkadaşım şöyle demişti “Yaptığım ilk hata kızmaktı”. Sinir ve korku gibi hislerin motosiklette yeri yoktur. Stres de bu kategoriye girer. Eğer sürüş esnasında kalp atışınızı hızlandıracak bir olay olursa kenara çekin ve sakinleşin. Sinirinizi boşaltmak uğruna hayatınızı riske atmayın. Ailenizi düşünün ya da kendi kendinize bir iki espri yapın. Eğer stresliyseniz motora binmeden önce sakinleştiğinizden emin olun.

Aslında araba da kullanamayın. Motor kullanamayacak durumdaysam ondan beş kat daha ağır ve çok daha az manevra kabiliyeti olan bir aracı da kullanmama gerekir. Üstelik bununla etrafa verebileceğim zarar çok daha büyük olur. Maalesef çoğu kişi böyle düşünmez.

Herneyse motosikletinizi çalıştırmadan önce gidonu seleye bağlayan somunun fazla sıkı ya da gevşek olmadığına dikkat edin.

Motosiklet Güvenlik 2: Şeritte Konumlanma
Güvenliğin başlangıç noktası motosikletinizi şeridin neresinde kullandığınızla başlar. Şeritte doğru konumlanma size görünürlük, kaçış rotaları ve daha uzun reaksiyon süresi sağlar.

Motosiklet sürücüleri genelde trafik haberlerini duymazlar.
Günümüz trafiğinde her yerde bir sıkışıklık görülmektedir, hepsinden uzaklaşmak için çıktığınız bir hafta sonu motosiklet kaçamağında bile. Önünüzdekiyle bıraktığınız takip mesafesinin arasına giren pek çok sürücü görürsünüz ve güvenlik mesafesini bırakmaya ne kadar uğraşırsanız araya girn de o kadar çok sürücü olacaktır. Bazen trafikte geri gittiğinizi bile hissedebilirsiniz!

Normal reaksiyon takip mesafenizi düşürmek olacaktır, ki herkes de bunu yapar. İşte bu şekilde otoyollarda 100km/h ile giderken aralarında bir arabalık bile mesafe olmayan araç selleri oluşur.
Bilinçli motosiklet sürücüsü için bu tehlikeli olabilecek sıkıntılı durumla baş etmenin yolları vardır. Her şey kendinizi ileride neler olduğunu görebilecek şekilde konumlamanızla başlar.

Gözünüzle Gördüğünüz Başınıza Gelir

Motosiklet üzerindeyken arabalara karşı sadece iki stratejik avantajınız vardır, daha rahat bir görüş ve hacminiz. Motosikletlerin arabalardan daha çabuk duracağı ya da daha iyi manevra yapacağı efsanelerine inanmayın. Bu en iyi şartlar altında ve bir spor motosiklet için geçerli olabilir ama trafiğin içinde cruiser ile gezen pek çok insana için geçerli değildir. Burada tek seçeneğiniz var olan avantajlarınıza odaklanmaktır.
Motosiklet üzerindeyken en önemli bilgi kaynağınız gözlerinizdir. Diğer duyularınızdan gelen bilgi çok azdır. Kaza araştırmalarından öğrendiğimiz kadarıyla, karşılaşacağınız tehlikelerin büyük bir çoğunluğu tam karşınızdan gelecektir. Önünüzdeki yol, gideceğiniz yönü göstermektedir. Bu yüzden bu yöne yoğunlaşmakta fayda vardır.

Daha Az Sıkıntılı Şerit

Şehiriçi yollarda en iyi stratejik konumunuz; sola dönmesi muhtemel araçlarla aranızda bıraktığınız mümkün olan en fazla mesafe, muhtemel yol kenarı engellerine çarpmamak için yolun en sağı ile aranızda bıraktığınız yeterli miktarda mesafe ve önünüzdeki trafiği görebilme ile ilgilidir. Çok şeritli yollarda bunun anlamı sağ şeridin sol yarısı olarak tarif edilebilir.

Sürüş stilinize bağlı olarak, klasik sağ şerit pozisyonu size rahat geliyor olabilir. Agresif sürücüler genelde sol şeritte herkesin önünde giderler. Bu kabul edilebilir, tabi eğer her zaman karşılaşabileceğiniz sola-dönecek-araç ile aranızdaki mesafenin kısa olduğunun farkında olduğunuz sürece. Bu yakınlık tepki seçeneklerinizi azaltır, hatta belki toptan ortadan kaldırır. Çoğu ölümcül sola-dönen-araç durumlarında frenleme son çarenizdir, kıvırma ihtimali ise hiç yoktur.

En iyisi yanlış yerde yanlış zamanda olmamaktır. Bunu becermenin yolu ileride trafiği iyi analiz etmek ve olması muhtemel çatışmaları öngörebilmekten geçer. Sizi bu tür çatışmaların dışında tutacak yer ve zamanda bulunmaya çalışın. Bunu yapmanızın yolu da ilerinizdeki trafiğe odaklanmaktır.

Çatışmalardan Kaçınma

Otobanda karşılaşacağınız sorunlar normal şehirlerarası yollardan farklıdır. En büyük fark karşıdan gelen ya da yolu diklemesine geçen bir trafiğin (normal şartlar altında) olmamasıdır. Bu tür yollardaki tehlikeler genelde yolun sağ tarafında görülür yani otobana giriş ve çıkış noktalarında. Eğer otoyolu terk etmiyorsanız bu bölgelerden uzak durun.

Belli bir sürate erişmiş ve orta-ağır trafikte ilerliyorsanız, olunabilecek en iyi yer sol şerittir. Bu şeritte her yönden gelebilecek trafik çatışmalarının dışında kalırsınız. Sol şeritteyseniz sol taraftan gelecek tehlikelerden korunmuş durumdasınızdır, dikkat etmeniz gereken bölge sayısında bir azalma demektir bu. Daha az sıkışık trafikte ise kendinizi trafiğin akışına bırakın. En temel ve en az dikkat edilen kuralı uygulayın – sollama dışında sağ şeritte kalın.

Sıkışık Trafik

Trafik ağırlaştıkça ve takip mesafeleri kısaldıkça şerit içi konumlanma taktiklerinizi devreye sokun. Görünü olma kuralını hatırlayın. Sol şeridin sağ yarısında olmak, ilerideki trafiği görebilmek açısından sizin için en uygun yerdir. Böylece olabilecekleri tahmin edip karmaşadan uzak kalabilirsiniz. Bu şeritteyken önünüzdeki araca biraz daha yakın gidebilirsiniz. Takip mesafenizden biraz ödün vermeniz bir tehlike yaratmaz çünkü yolun çok daha ilerisindeki değişimlere tepki verebiliyor durumdasınızdır. Eğer sol şeridin sol yarısında olsaydınız ilerideki yolun daha azını görebilecektiniz.

Bulunduğunuz şeridin soluna ne kadar yaklaşırsanız ileriyi de o kadar az görebilirsiniz. İleri görüşünüz tamamen önünüzdeki araca bağlıdır. Özellikle yollarda giderek artan jip ve kamyonetleri göz önünde bulundurursanız, klasik şeridin-ortası pozisyonu daha da engellenmiş bir görüş sunmaktadır. Bu tür büyük araçlar görüşünüz için önemli bir engeldir ve arkalarından seyrederken özellikle dikkat etmek gerekir.

İleriyi görüşünüzü artırarak önünüzde oluşan değişiklikleri daha iyi görebilirsiniz ve böylece farklı durumları tahmin etmeniz ve gerekli önlemleri almanız kolaylaşır. Önünüzdeki fren lambalarını ve şerit değişimlerini erkenden görebileceğiniz için etrafınızdaki herkesten daha önce tepki verebileceksiniz.

Tabi ki ileriyi daha iyi görmek adına takip mesafenizden fedakarlık yaptığınız zaman gördüklerinize çok çabuk tepki vermeniz gerekir aksi halde bunun bir faydasını göremezsiniz. Ayrıca bu tür yakın takip yaptığınız zaman sizi sıkıştırmak isteyen ya da dikkate almayan sürücüler de biraz daha geri duracaktır.

Güvenli Sürüş

Güvenli sürüş ile ilgili önemli bir üçlüden bahsedeceğiz, “azalt, ayır ve fedakarlık yap”. Tehlikeyle karşılaşmadan önce alınan tedbirlerin amacı bu üçlü ile açıklanabilir; size zararı olabilecek bir potansiyel tehlikeyle karşılaşma ihtimalini azaltmak, iki ya da daha fazla tehlikeyi yer ve zaman olarak birbirinden ayırmak (aynı anda iki tehlikeyle karşılaşmamak) ve bu ikisinin mümkün olmadığı durumlarda fedakarlık yaparak tehlike potansiyelini azaltacak bir yol izlemek ya da bir tedbir almak gerekir.

Şeridin sağ yanında sürmek size sola doğru bir güvenlik bölgesi sağlar. Ayrıca bu şekilde sizi sağınızdan sıkıştırmak isteyen sürücüleri de engellemiş olursunuz. Son olarak da, eğer trafik aniden durursa fazladan fren mesafesi için şerit aralarını kullanabilecek bir yerde olursunuz. Ayrıca ileride şerit balıklarını da arkanızdan gelen ve aniden duran trafiğe uyum sağlayamayıp size çarpmak üzere olan bir araçtan kurtulmak için de kullanabilirsiniz. Siz bu şerit pozisyonunda zaten yolun yarısından çekilmiş durumdasınız, bırakın bir başkası sandviçin arasında kalsın.

Yukarıdakileri uygularken her zaman aklınızda olması gereken şey, trafiğin dinamik olduğu ve sürekli durum değiştirebileceği olmalıdır. Sizin tepkileriniz de değişen yol şartlarına göre farklılık göstermelidir. Sıkışık trafikle ilgili bu stratejiler, her sürüşte aklınızda olması gereken geniş strateji ve manevra repertuarının küçük bir parçasıdır. Bunları şerit konumlama teknikleriyle birleştirerek Yol Savaşçısı rütbesine yükseleceksiniz!

Motosiklet Kullanmaya Başlarken

Motosikleti seviyorsunuz. Onunla tanışmak, hakkında bilgi edinmek istiyorsunuz. Nereden nasıl başlayacağınız hakkında güvenilir bir danışmana ihtiyacınız var. O halde Motorium’a hoş geldiniz.

Yeni başlayacaklar için;

1- Motosiklet seçimi

Amacımıza uygun doğru motosikleti seçmek çok önemlidir. Bunu yaparkende henüz bu konuda yeni olduğumuzu unutmayıp, küçük hacimli uysal motosikletleri tercih etmeliyiz. At sporunda da önce refleksleri zayıflamış, yaşlı atlara bindirirler. Böylece acemiliğimizi absorbe etmiş oluruz.

2- Hangi versiyon?

Motosikletler kullanım amaçlarına göre çeşitlenirler. Scooter, chopper, enduro, racing ve turing en yaygın olanlarıdır.

Scooter

Daha çok şehir içi kullanımında pratik olan motosikletlerdir. Genelde otomatik şanzıman olarak üretilen bu motosikletler, kapalı karoserleri sayesinde üstümüzü de çamurdan korurlar. Sele altı boşlukları bir kaskın konulabileceği şekilde dizayn edilmiştir.Chopper

Klasik ve narin çizgiler taşıyan bol kromlu görsel motosikletlerdir. Ön furç açıları geniş olduklarından şehir içi kullanımlarında fazla kıvrak değillerdir. Bir biblo gibidirler, temizleyip parlatılması insana zevk verir.

Enduro

Her türlü hava ve yol şartlarında gidebilen çok amaçlı motosikletlerdir. Özellikle ülkemizin bozuk yolları için idealdir. Büyük çaplı jant ebatları, uzun amortisör mesafeleri sayesinde yol emniyetleri üstündür. Daha çok doğayı ve tarihi seven insanların tercihidir. Ana yoldan rahatlıkla çıkabilirsiniz.

Racing

Anıldığı gibi yarış motosikletlerinin sokak için yapılmış olanlarıdır. Spor ve cadde motosikleti de denilebilir. Kullanmak için ciddi deneyim gerekir. Özellikle yeni başlayan arkadaşlar hep bu motosikletlerin hayalini kurarlar. Başlamak için doğru seçim değildir. Çok arzu ediliyorsa tek silindirli iki zamanlı 125 cc bir racing motosiklet olabilir.

Turing

Uzun yol motosikletleridir. Oturum konumu sürüş rahatlığı açısından konforlu motosikletlerdir. Özellikle oto yollarda yolculuk yapan insanların tercihidir. Yola oturması rüzgar koruması ve uzun sürüşlerde yormaması turing motosikletlerin özelliğidir.

3- Tavsiye edilen motosikletler

Yeni başlayan arkadaşlarımız genelde çevrelerindeki arkadaşlarından etkilenirler. Eğer seçim doğruysa mesele yoktur ama sık sık vurguladığım gibi 4 silindirli 600 cc lik bir cadde motosikletini başlangıç motosikleti olarak seçiyorlarsa büyük hatadır. İlk motosiklet en fazla 2 silindir olmalı ve 250 cc yi geçmemelidir. Ülkemizde ithal edilmiş tek silindir iki ve dört zamanlı 125 cc motosikletler olduğu gibi iki silindirli dört zamanlı 250 cc motosikletler de vardır. Hatta alternatifler dahi mevcuttur.

4- Kim Öğretecek

En onemli konu budur. Maalesef gerçekleri vurgulamak zorundayım. İstisnalar hariç ehliyet kurslarında motosiklet eğitimi yok denecek kadar zayıftır. Bu durumda iki yol takip edebilirsiniz, ya tam teşekküllü bir kursa gideceksiniz, ya da özel ders alıp kendi motosikletinizle ehliyet müracaatı yapacaksınız.

5- Motosiklete binmeden önce

Kask, korumalı ceket, bellik, eldiven, dizlik motosiklete binmeden önce daima takılması gereken ekipmanlardır.6- Artık yoldayız

Bu aşamaya geldikten sonra her şeyde olduğu gibi kendimizi geliştirmeliyiz. Deneyimli motosikletçilerin sohbetlerinde öğreneceğiniz çok şey vardır. Onlarla tanışıp gezin, arkalarında gitmek size sürüş tekniği kazandırır. Kilometre yapın, tecrübeniz artsın. Göreceksiniz ileride seçeceğiniz motosiklete siz karar vereceksiniz. Çünkü zaman içersinde motosiklet sizin hayatınızda en çok nerede varsa o amaca yöneleceksiniz.

Motosiklet Kullanıcısının Düşmanları

Gürültü : Motosikletinizi başkalarını rahatsız edecek derecede gürültülü küllanmayın. Motosikletinizin ürettiği gürültüden rahatsız olan kişilerin tüm motosikletlilere düşmanlık beslemesine neden olursunuz.

Saygısızlık :

Motosikletinizi sürerken trafikte bulunan diğer araç ve özellikle yayalara saygı gösterin. Yapacağınız her kaba ve saygısız davranış tüm motosikletlilere mal edilecek ve motosiklet kullanıcısının saygınlığını zedeleyecektir.

Riskli Hareketler :

Daima Trafik Kurallarına uyunuz ve trafik emniyetini tehlikeye atacak riskli hareketlerden kaçınınız. Bu tür tehlikeli hareketler trafikteki diğer sürücülerin motosikletliye tepki göstermesine neden olur.

Kaza:

Motosikletinizle kaza ihtimali olan durumlardan ve kaza yapmaktan kaçınınız.Yapacağınız kaza bizzat kendinize maddi manevi zarar vereceği gibi, ailenize, yakınlarınıza ve diğer motosikletlilere de zarar verir.

Motosikleti Kış Uykusuna Yatırmak

Hep söylenir durur motosiklet tutkunları arasında ; “Tatlı Su Motorcusu” diye bir söz. Bu ünvan sahipleri genelde kuru ve güneşli havaları sadece tercih ederler, 2 damla yağmur gördüklerinde hemen garajlarına çekerler motosikletlerini :) İşte motosikletlerine zerre toz ve su gelmemesini tercih eden ve kışın kullanmak istemeyen biniciler için pratik ve özetle kışın motosikletlerini nasıl muhafaza etmelerini anlatan bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Motosikletimi kış uykusuna yatırıyorum ;

Kış döneminde olduğu gibi, motosikletin uzun bir süre boyunca kullanılmamasından kaynaklanan arıza ve problemlerin asgari seviyeye indirgenmesi, belirli bir takım işlemlerin uygulanması ve motosikleti depoya almadan önce gerekli tamiratların yapılması da gerekir. Aksi halde bu durum geçen zaman içerisinde motosikleti depodan çıkardığınızda yapmanız gereken tamiratları unutmanıza neden olabilir.

1- Motor yağını ve gerekli ise yağ filtresini değiştirin.

2- Piyasadan temin edilecek bir el sifonu veya benzer bir yöntemle, yakıt deposundaki benzini uygun bir kaba boşaltın.Yakıt deposunun içine paslanmayı önleyici bir yağ püskürtüp yakıt deposu kapağını yerine takın. Yakıt depo kapağını takın. Depolama süresi bir aydan fazlaysa karbüratörün boşaltılması motosikletin performansı açısından çok önemlidir.

3- Silindirdeki paslanmayı önlemek için aşağıdakileri uygulayın:

•  Bujilerin başlıklarını bujilerden sökün. Buji başlıklarını, bir bant veya iple bujilerden uzak tutmak amacıyla, uygun gövde parçalarına bağlayın.

•  Motordan bujileri sökün ve güvenli bir yerde saklayın. Bujileri buji başlıklarına bağlamayın.

•  Bir yemek kaşığı (15 – 20 cm 3 ) temiz motor yağını her bir silindirin içine dökün ve buji deliklerini temiz bir bezle kapatın.

•  Marşa birkaç defa basarak yağın dağılmasını sağlayın.

•  Bujileri ve buji başlıklarını tekrar takın.

4- Aküyü sökün. Aküyü donmayacağı ve doğrudan güneş ışığı almayacağı bir yerde depolayın. Ayda bir kez aküyü yavaş şarja bağlayın.

5- Motosikleti yıkayıp kurulayın. Boyalı yüzeyleri cilalayın. Krom kısımlarına pas önleyici yağ sürün.

6- Tahrik zincirini yağlayın.

Yağlama: Her 1000km’de veya eğer zincir kuru ise daha sık yağlayın. SAE80 veya 90 dişli yağı ya da motor yağı veya diğer yağlar yerine piyasada satılan tahrik zinciri yağı kullanın. Her bir bakla bağlantısını, pimler, burçlar ve makaraların tam olarak yağlanması için yağa batırın.

7- Lastikleri tavsiye edilen basınç değerine kadar şişirin.Tekerleklerin altına takoz koyarak, motosikletinizin yerden temasını kesin.

8- Su soğutmalı bir motosikletiniz varsa, normal su yerine antifriz ile doldurunuz. Antifriz suyun donmasını ve paslanmayı önleyecektir.

Motosikletinizin üzerini örtün. (Plastik veya hava geçirmeyen örtü kullanmayın) ve nem oranı düşük ve günlük sıcaklık değişimi az olan, ısıtılmayan bir yerde depolayın. Motosikleti depoladığınız yerin direkt güneş ışığı almayan bir yer olmasına dikkat edin.

Alıntı : Honda Türkiye

R1, GSX-R, ZX-6R Motor İç Yüzleri

Motosiklet deyince hep dış görümünü düşünür ve hayal ederiz. Belki bir kaçımızın sadece motosikletin kalbini ve aktarma organlarını görme şansı oluyordur. Firmalar ise kendilerine olan güvenlerini ve ürünlerine olan inançlarını kanıtlarcasına, ürettikleri motosikletlerin aktarma orgranları ve motor bloklarını şeffaf olarak gün yüzüne çıkartabiliyorlar. İşte bunlardan üçünü sizler için aşağıda sergiliyoruz. Yamaha R1 (2009,) Suzuki GSX-R1000 ve Kawasaki ZX-6R modellerinin şeffaf iç tasarımları.

Yamaha R1 2009


Suzuki GSX-R1000



Kawasaki ZX-6R


Viraj dönerken neden başımızla çıkışa bakarız

Neden viraja girerken başımızla viraj içine doğru bakarızda, kafamız vücudumuzla aynı düzlemde durmaz? (Küçük Emrah durumları )

Hepimizin otomatik olarak bu soruya vereceği cevap “Nereye bakarsan oraya gidersin” olacaktır. Tamam cevap budur da, bu iş nasıl oluyorda oluyordur şimdi size bunu anlatmaya çalışayım.

Hareketlerimiz, “Motor Sistemler” tarafından kontrol edilmektedir. Bakış’da bu sistemler içinde yer alan bir motor sistemdir veya diğer bir deyişle motor sistemin bir parçasıdır. Aynı zamanda Bakış, vücudumuzun uzaydaki konumu -Kas-İskelet sisteminin işi- (postür) ve İç kulakta yer alan Denge Organı (Vestibüler Sistem) ile beraber kombine çalışan bir sistemdir.
Bakış sisteminin özelliği gereği obje duruyorsa gözler de hareketsiz tutulur; obje veya baş hareket ediyorsa görüntüyü sabitleştirir.

Baş hareketi sırasında görüntüyü tespit etmek için baş hareketine ilişkin bilgi gereklidir. İşte bu bilgiyi görme sisteminden alabiliyoruz ama gözlerde başla beraber hareket ettiği için ve bu yolun algılama süresi yavaş olduğundan, bunun yerine hareketi doğrudan tespit eden iç kulaktan gelen bilgi kullanılır.

Baş hareketleri ve yerçekimi referans alındığında, başın pozisyonu vestibüler sistem tarafından değerlendirilir. Vestibülo-oküler refleks bu bilgiyi kullanarak, doğrudan gözlerden gelen görsel enformasyondan bağımsız olarak, hareketi kontrol eder. Yani postürümüzü ayarlar. İşte bunun sonucunda viraja girerken başımızın ekseni vücudumuzun ekseninden farklı bir açıyla [yerküre eksenine paralel(-e yakın) veya yerküreye dik (-e yakın) başka bir ekseni takip eder. Burada biraz daha açıklama yapmak gerekecek galiba.

Uçaklar ve denizaltılar üç boyutta mekan durumunu ve hızlanmayı ve dönüşü bildirecek sofistike kılavuzlara sahiptirler. Halbuki bu kılavuz sistemlere benzer sistemler biz omurgalılarda 500 milyon yıldır vardır.İşte bu sistem vücudumuzun dengesininden sorumlu olan Vestibüler sistemdir.

Vestibüler sistem, Hangi yön yukarı? ve Nereye gidiyorum ? sorularına yanıt vermek için şekillendirilmiştir.

İç kulağın vestibüler kısmının sezici organları:

· Yarım daire kanalları: Her biri birbirine dik düzlemde bulunan yarım daire şeklindeki 3 kanaldan oluşur. Bir tanesi yatay düzlemle 30 derece açı yapar. Her kanal kendi düzlemindeki dönme gibi açısal eylemleri sezer ve yanıt verir.
·Utrikül: Algılayıcı yapısı yatay düzlemdedir, dik alçalma ve doğrusal ivmeye yanıt verir.
·Sakkül:Algılayıcı yapısı utriküldekine diktir, doğrusal ivmeye yanıt verir.

Yani denge sağlama işini, başın doğrusal ve açısal hareketleri ve bu hareketelerdeki hızlanmasının veya yavaşlamasının, iç kulakta bulunan 5 duysal organ topluluğu tarafından ölçülmesiyle gerçekleştirir.

Bunun yanı sıra aynı zamanda göz kaslarını kontrol ederek bu yolla görsel oryentasyonu sağlamak ve aldığı tüm bu veriler neticesinde vücudumuzun pozisyonunu (postür) ayarlamak üzere gerekli komutları Kas-İskelet sistemine iletmek suretiyle “dengemizi” sağlamaktadır.

Yani uzun lafın kısası, başımızın yatay düzlemle yaptığı açı 30dereceyi geçtiği anda vücudumuz bunu “ulan gene düşüyoruz” diye algılayıp, “hop hop hooppp değiş ton ton” muamelesi yapmaya başlar.

İşte bu muameleye maruz kalmamak için başımızla viraj içine bakacak şekilde (çenemiz viraj çıkış noktasını gösterecek şekilde) tutarak virajlara güvenle, keyif içinde yatarız.

Saygılar,

Dr.Ali Tüter

Referanslar:
1)Goldberg, Michael E. : The Control of Gaze; Chapter 39
2)Çelikyurt, Cengiz : Denge, Dengesizlik,Başdönmesi
3)Tüter, Ali: KBB ders notları; Fizyoloji ders Notları; Nöroloji ders Notları
4)İnternet

Kırmızı ışıkta nasıl beklenir ?

Pek çoğumuz motosikletten önce otomobil kullanmayı öğrendiğimizden dolayı, alışkanlıklarımızı motor kullanımımıza da taşıyoruz. Yapılan en büyük hatalardan bir taneside kırmızı ışıkta beklerken vitesimizi boşa alıp, iki ayağımız yerde beklememizdir.

Bu hatanın önce sebeplerini açıklayalım.


Motosiklet denen bu şeytan icadı, gerek kapladığı alanın küçük oluşundan, gerek genelde performansının yüksek oluşundan ve diğer motorlu taşıtlar tarafından pek sevilmediğinden dolayı, hem gözden kaçması kolaydır hemde hareketleri -motosiklet sürücüsü olmayan biri tarafından- tahmin edilemezdir. Bu sebeple bize düşen en önemli görev (hayatta kalabilmek için) sabit halde durduğumuzda bile etrafımızı sürekli gözlemleyerek her an başımıza gelebilecek felaktleri daha olmadan önce farketmek ve işin içinden en az zararla çıkabileceğimiz hareketi uygulamaktır.

Kırmızı ışıkta durdunuz. Aynadan arkaya baktınız. Oda ne. Arkadan gelen araba sanki siz yokmuşsunuz gibi süratle size doğru geliyor. Yapmanız gereken şey derhal gazı çevirerek kontrollü bir şekilde hedef noktası olmakatn uzaklaşmak, kendnizi emniyete almaktır. Bunu yapabilmenin en kısa ve emiyetli yolu, motoru vitesiniz boşta bekletmek değil.

Arkadan gelen hızlı aracın dışında da tehlikeler vardır. Özellikle büyük şehirlerdeki sabırsız trafikte çoğu şöför hareket etmek için referans noktası olarak kendi trafik ışığının yeşilini değil yaya ışıklarının kırmızısını alır. Arkadan gelenler tarafındak sıkıştırılmak, sabırsız insanların korna ve selektörleriyle paniğe sevkedilmek, sizi aceleye ve hata yapmaya zorlar. Henüz gideceğiniz yol üstündeki gerekli detaylara (çukur, hala yolda olan yaya, yan şeritteki gaza gelmiş cadde genci,vs) hakim olmadan harekete geçmek zorunda kalabilir ve hoş olmayan sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

Peki o zaman nasıl beklememiz gerekiyor? Tüm motosiklet eğitim kurumlarında gösterildiği üzere bunu maddeleyebiliriz.

1- Vites boşta değil 1. viteste olmalı.
2- Sol eliniz debriyaj manetini sıkıyor halde olmalı
3- Sağ eliniz gaz kolunu her an çevirmeye hazır şekilde beklemeli hatta arada bir ara gazı vermeli. Bu sayede hem kendinizi piskolojik olarak kalkmaya hazır halde tutarsınız hemde etrafınızdaki araçlar tarafından duyulmanız ve farkedilmeniz açısından faydalı olur.
4- Sol ayak yere basıyor ve motorun ağırlığını dengede tutuyor olmalı.
5- Sağ ayak arka fenin üstünde ve motorun ileri veya geri kaymasını engeleyecek şekilde ona basıyor olmalı. Bu aynı zamanda arka stop lambasının yanmasını ve bu sayede arkadan daha da görünür olmanızı sağlar.
6- Gözlerinizle, aynalar vasıtasıyla arkanızdaki hareketliliği sürekli takip edin. Yanınızdaki araçlara, geçen yaylara, ışıklara, önünüzdeki yola, yağmura, kısacası tüm etkenlere bakın ve sürekli tetikte olun.

7- Durulması gereken yer:

A: Kırmızı ışıkta durduğunuzda şeritdin en sağına veya soluna geçmeyin. Bu arkanızdaki aracı yanınıza davet edecektir.

B: Durup ayağınızı yere koymadan evvel, zemini kontrol edin. Hafif bir su birikintisi gibi gözüken yer derin bir çukur olabilir. Yerde çamur, pislik, mazot olabilir. Bunlar ayağınıza ağırlığınızı verirken kaymanıza sebep olabilir. En iyisi yere tam basmadan önce temkinli davranıp kontrol etmek.

Bu saydıklarım zaman içinde kendiliğinden öğrenilebilecek şeyler ancak bu size pahalıya mal olabilir. Bunun gibi teknikleri zor yoldan öğrenmektense yılların tecrübesini taşıyan profesyonellerden öğrenmek uzun vadede daha yararlı ve ucuz olacaktır.

En temel hareketlerimizde bile büyük hatalar olduğunu öğrendiğimizde hayretler içinde kalıyoruz. Virajda dizlerimizi viraj içine doğru açmaktan tutunda, yolda seyir halindeyken sol ayağın sürekli vitesin altında tutulmasına kadar pek çok konuda hatalar yapıyoruz. Motosiklet gibi bir derya da öğrenmemiz gereken çok şey var. Zaten bu sporu bu kadar zevkli yapanda budur.

Daha detaylı bilgi için

http://donald.hypermart.net/MCWorlDD.htm

sitesini tavsiye ediyorum. Sevgili Reşat abimizin -Donald Duck- sitesidir. onu bilen bilir zaten. Her motorcunun alması gereken bir kitap olarak da
“Reşat DD Arbaş – Motosiklet Teorisi” ni tavsiye ediyorum.

bizzat gidip eğitim almak için ise aşağıdaki siteleri ziyaret edebilirsiniz.

http://www.motoregitim.com/ (teke tek ders alabilirsiniz)
http://www.emok.org/
http://www.honda.com.tr/motosiklet/pages/?page=egitim
http://www.bmwrideracademy.com/default.asp


Ek tavsiyeler:

Taksiciler, minibüsler, otobülserdolmuşlar. Bunlar müşteri indirmek ve özellikle almak için her an ani bir manevra yapabilirler. Bu araçların sağ taraflarında kalmamaya dikkat edin. Otobüs ve minibüslerin otomatik kapıları, tahmin etmediğiniz bir anda başınıza bela olabilir. Bu araçlardan birini görünce aradaki mesafeyi arttırarak koruyun ve bir gözünüzü onların üzerinde tutun. Aynasından veya camından bir şöförü görebilmek, yapacağı hareketi kestimrek açısından faydalıdır. Ayrıca araçların ön tekerleklerinden de dönüş yapmaya başladıklarını hızlı şekilde anlayabilirsiniz.

E5 gibi bir yolda gidiyorsanız ve hava yağışlıysa sol şeridin sol kısmına yanaşmayın. Birikintiler veya su havuzları motoru altınızdan alabileceği gibi sizi içine çekerek bariyerlere yapışmanıza sebep olabilir.

Yağışlı havalarda takip mesafenizi ciddi oranda arttırın. Arkanızdan gelen aracında dibinize girmesine izin vermeyin. Selektör veya korna ile sizi sıkıştıran olursa sakin biçimde yol verin. bırakn geçsin gitsin. İnatlaşmak, hayatınızı tehlikeye atmaya değmez. Saatte 100 km hız ile gidiyorken sadece 10 m. arkanızda bir araç olması bırak fren yapmayı, ani şekilde gazdan elinizi bile çekseniz sizin sonunuz olabilir.

Herhangi bir çukur ile karşılaşırsanız ve tahmnin ettiğinizden daha büyük veya derin ise, üstelikte kaçmak için hiç vaktiniz kalmadıysa, yani mecburen içine girecekseniz çukura fren yaparak girmeyin. Bu zaten ihtiyaç duyduğunuz ön amortisör hareket mesafenizin -frenajla beraber ağırlık merkezinizin öne kaymasından dolayı- daha da kısalmasına ve çukuru daha sert hissetmenize sebep olur. Ayrıca çukura girerken selede oturur vaziyette olmayın. Pedlerin üstünde hafifçe ayağa kalkın.

Vedat Kürşün

Motosiklette Aynaları kullanmak

Taşıtlarımızda önümüzü görmek kadar arkanızı görmek de önemlidir. Önümüze çıkacak tehlikeler kadar arkamızdan gelecek tehlikelere de hazır olabilmek açısından aynalarımıza gereken ilgiyi göstermeliyiz.

Peki bu ilgiyi gösterirken nelere dikkat etmeliyiz..

Aynalara bakış yönümüz, açımız, süratimiz yoldaki şeritteki konumumuz göstereceğimiz dikkatin ana unsurlarıdır. Arkadan gelen araçlarını hızına göre kendi hızımızı geçiş rotamızı duruş sırasındaki güvenliğimizi kontrol etmemiz için hayatş önem taşırlar.

Tüm aynalarda bakış açımızla odaklama ve görüş açısı aynı olmadığından dolayı görüşte farklılık ortaya çıkar. Bu farklılık halk dilinde “kör nokta” olarak adlandırılmaktadır.

Kör nokta nedir ? Aynaların en uç noktasında olan gösterme açısının azaldığı ve son bulduğu noktadır. Şerit değiştirmelerde aynaya baktığınızda arkanızı boş gibi görebilirsiniz ancak hemen yanınızda bir araç olabilir. İşte bu araç sizin aynanızın kör noktasında ve siz göremediniz !!! Peki bunu nasıl öneleyebiliriz ?
Otomobilde bunun tek şansı direksiyona doğru biraz daha eğilerek aynaya baış açısını genişletmektir.
Ancak motosiklette aynanın kör noktasında kalan aracı görmenin 2 yolu vardır.
Bunlardan ilki otomobildeki gibi başımızı geçmek istediğimiz şeritin aksi yönüne ve gidona doğru yaklaştırıp geçiş yapacağımız şeridin aynasına daha geniş açıyla bakmak.
İknci ve sıklıkla kullanılan bir sistem ise omuz bakışı. Motosiklet sürücülerinin sıklıkla kullandığı bir bakış sistemidir. Bu bakış maalesefki çoğu sürücü tarafından yanlış yapılmaktadır neden mi ?


Normal trafikte seyir ederken doğru şerit değiştirme nasıl yapılır ? Öncelikle geçiş yapılacak şeridin aynasına bakılır, şeridin serbest olduğu görüldüğünde ikinci olarak boynumuzu çenemiz omuz hizasına gelecek şekilde geçiş yapacağımız yöne çevirip kör noktada kalma ihtimali olan araçları kontrol ederiz. Geçişe uygun ise şeride geçeriz.

Ancak bazı sürücüler neredeyse yarı beline kadar dönüp arkadan trafiği kontrol ediyorlar. Bu sırada şeridin geçiş yapmaya uygun olmadığını görüp önünüze döndüğünüzde eğer önünüzdeki araç 20 km yavaşlamış veya aniden durmuşssa arkadan çarpmanız işten bile değildir.

Ayna ve kör nokta kontrolü yaparken gözümüzü asla yoldan ayırmamalıyız. Bu sebeple aynaları karenaj da olan sürücüler aynaları gidonda olanlara nazaran gözlerini yoldan ayırmadan kafayı kaldırmadan daha rahat ayna kontrolü yapalirler.

Unutmayalım. Doğru bakılmayan ayna hiçbir işe yaramaz.

Her Motosiklet Yolcusunun Bilmesi Gerekenler !

Hepimiz motorumuzla zaman zaman artçı taşıyoruz. Peki motosikletimize birisini ilk defa yolcu olarak aldığımızda ona gerekli bilgileri veriyor muyuz ?

Belirli şeyleri anlatmadan arkama yolcu alıp sonardan pişman olduğum oldu. Yolda yaşadığım huzursuzluklardan ve canımı sıkan durumlardan sonra ders aldım ve uzun zamandır ne vakit arkama birisini alacak olsam 5 dakikamı ayırıp bazı ehemmiyetli ve elzem bilgileri onunla paylaşıyorum. Her motorcunun günlük hayatında ihtiyaç duyacağını düşündüğüm bir listem var kendime göre. Emin olun çok faydasını göeceksiniz.

Başlamadan Önce….  “Acemiyseniz lütfen arkanıza yolcu almayın!”

Yolculuk Öncesi Artçıya Anlatılması Gereken Kurallar:

Artçı olarak alacağınız kişiye kesin talimatlar vermektense, neyi neden yapması gerektiğini izah ederseniz, anlattıklarınızı ezberlemek yerine gerçekten öğrenecek ve daha iyi uygulayacaktır. “Şöyle otur” yerine “şöyle otur çünkü…” cümlesini kuralım.

* Tüm gerekli koruma ekipmanlarını takmadan artçıyı motora bindirmeyin. Onun canı size emanet. Kaza anında bir tarafına bir şey olursa vicdan azabını siz çekersiniz.

* Kendisi motosiklet kullanıyor olsa bile bu kuralları kendisiyle paylaşın. Motorcu veya tecrübeli artçı olması bu kuralları bildiği anlamına gelmez. Unutmayın ki kaptan sizsiniz ve bir aksilik durumunda onun değil sizin suçunuz olacaktır bu bilgi eksikliği.

* Motora binmeden önce artçınıza selede nereye oturacağını gösterin. Yolcunun mümkün mertebe biniciye yakın olması gerekir. Yolcu ile binici arasında ki mesafenin artması motorun ağırlık merkezini geriye çektiği gibi araya rüzgar girmesinede sebep olacaktır. Her ikiside dengeyi bozan unsurlardır.

* Artçınıza ayaklığa ayağının topuyla (ayak parmaklarının ayağa bağlandığı boğum yeri) basmasını söyleyin. Bu hem onun darbeleri emmesini kolaylaştıracaktır hem de bacağını ayak bileğinden oynatabileceğinden yolda kasılmasını azaltacaktır. Ayrıca tabanın ortası veya topuk kısmıyla ayaklıklara basıldığında bazen farkına varmadan artçının ayaklarını pergel gibi sağa sola açtığı oluyor. Buda dar geçişlerde ayakların bir yerlere takılmasına ve zarar görmesine sebep olabilir.

* Artçının, sizin ve kendisinin cüssesine ve boyuna göre farklı şekillerde motora binmesi mümkündür. İster sol taraftaki yolcu ayaklığına basarak kendini yukarı çeker ve ata biner gibi biner, ister motorun yanında ayakta dururken sağ bacağını motorun arkasından havalandırıp diğer tarafa uzatır ve poposunu seleye yerleştirir. Kısa boylu veya aşırı kilolu artçılar için bir çözüm daha var. Genelde sürücünün ayaklığı yolcu ayaklığından daha aşağıya konumlandırıldığından ona basmak daha kolay olabilir. Tabi uygularken dikkatli olmak şart.

Bilhassa yüksek motorlarda artçı motorun üzerine binmek için zorluk yaşıyorsa kullanılabilecek bir yöntem daha vardır. Yan veya orta sehpada duran motora artçı sanki kendisi kullanacakmış gibi biner ve sonra selenin arkasına kayar. İnerken de aynı şekilde yapılır. Sürücü motoru yan sehpaya aldıktan sonra iner. Arından da artçı selede öne kayar ve motordan öyle iner.

Artçıdan önce sizin hazır olmanız gerekir. İki ayağınız yere sağlam basarken ellerinizlede gidonu sağlam ve dik tutmanız gerekir. Bu arada ön frenide sıkmayı unutmayın. Eğer motor çalışıyor vaziyetteyse artçıyı almadan önce motoru 1. vitese takın ve debriyaja basın. Böylece artçı bindikten sorna motoru vitese takmak için sağa yatırıp ağırlığı tek ayağınızla taşımak zorunda kalmazsınız.

* Bozuk zeminli bir geçiş sırasında veya park ederken artçınızdan inmesini isteyebileceğinizi ona anlatın. Sorgulamadan sizin isteğiniz üzerine inip binmesi gerektiğini anlaması gerekiyor.

* Artçının, asla ama asla iki elini birden bırakmaması gerekir. İster ışıklarda dururken, ister düşük hızda seyrederken. Bunun her artçıya sıkı sıkı tembih edilmesi gerekir. Bir motosiklet kullanıcısı, gerekli gördüğünde bir tehlikeden kaçmak için aniden hızlanmak zorunda kalabilir. Böyle ani bir durumda artçının hazırlıklı olması mümkün olmadığından her daim en az bir eliyle sürücüye tutunması şarttır. Tek veya iki elle arkaya tutunmak da işe yaramaz. Güçlü bir motosiklette ani ivmelenme esnasında çok kuvvetli birinin bile arkadan veya yanda tuttuğu tutamaç sayesinde motosiklet üzerinde kalması düşük ihtimaldir.

Artçının sürüş tarzınıza ve motora göre farklı şekillerde tutunması mümkündür.

Enduro, gezinti ve tur motosikletlerinde…

Artçı 2 eliyle sürücünün beline sarılır. Ancak bunu kan dolaşımını kesmeden yapması lazım. Nefes almayan bir binici istemeyiz herhalde. Sürücüyü daha da rahat ettirmek için artçının bir eliyle sürücünün beline sarılması diğer eliyle ise motorun arka veya yan kısmında bir tutamaca tutunması gerekir (varsa). Bu oturuş sayesinde, hızlanırken sürücüye tutunmak mümkünken, frenleme esnasında da öne çullanmamak için motora tutunmak mümkün olur.

Sportif tur ve süper spor motosikletlerinde…

Süper Spor motosikletlerde binici oldukça öne yatık ve arka selede yüksekte olduğundan artçılar epey öne eğilmek zorundalar. Bu yüzden bu tarz motorlarda en uygun artçı duruşu daha farklıdır. Artçının her iki koluyla binicinin belinin etrafından kollarını uzatıp depoya tutunması gerekir. Böylece hızlanırken geriye gitmemek için bel kısmına kollarıyla sarılırken, frenleme esnasında ise depoya yüklenerek biniciyi rahat bırakacaktır. Ancak uzun süren yolculuklarda bu oturuş çok yorucudur. Bu yüzden sık sık artçı taşıyanların SS almasını tavsiye etmiyorum (tabi hatundan kurtulmak için bir plansa bu o ayrı).

Hangi oturma şeklini kullanırsa kullansın, artçının her daim dizleriyle sürücüyü sıkıştırması gerekir. Bu hem hızlanma ve frenlemelerde artçının sürücüye doğru gidip gelmesini engeller hem de iki vücudun tek parça olarak hareket etmesini sağlar. Bu hareket aynı zamanda artçının üst gövdesini gevşetmeye yardımcı olarak yol boyunca daha az yorulmasını sağlar.

* Motosiklete soldan binilir ve soldan inilir. Bunun sebebi ise motosikletin yan sehpasının sol tarafta olmasıdır. Dolayısıyla motor hep sola yatık durur ve sol bacağımıza yüklenerek motoru dikleştirdiğimizden soldan yük kaldırmaya ve soldan motoru dikleştirmeye yatkınız. Artçının yanlış yerden inmesi hiç beklemediğinzi bir anda dengenizi bozabilir.

* Siz izin vermeden motosikletin üzerine binilmez ve siz izin vermeden motosikletten inilmez. Bir yanlış hareket artçının inmeye veya binmeye çalışırken düşmesi ile sonuçlanabilir veya dengenizi bozup motoru düşürebilir.

* Hareket etmeden önce artçıdan onay alın. O hazır olduğunu belirtmeden hareket etmeyin.

* Işıklarda dururken, mola verildiğine ve hatta motor düşüyorken bile artçının kesinlikle kollarını ve bacaklarını olması gereken yerde tutması ve sürücüye yardım etmeye çalışmaması gerekir. Her halükarda bilhassa ayaklarını ayaklıklardan çekmemesi konusunda artçınızı uyarın.

(Sıcak ekzozlar ve yol kenarında ki olası engeller bacaklarını sarkıtan yolcu için ciddi tehlike oluşturabilirler.)

* Artçınıza kaskın vizörünü nasıl açıp kapatacağını gösterin ve bunu elinde eldiven varkende yapabileceğinden emin olun. Yolculuk sırasında (eğer sizin içinde sakıncası yoksa) sizinle konuşabileceğini ancak vizörünün gözlerini ve yüzünü koruması açısından mümkün mertebe kapalı kalması gerektiğini izah edin. Ancak düşük hızla seyir ederken arada bir onunla konuşmak rahatlatıcı olacaktır.

(Açık vizörden içeri giren bir sinek veya taş artçınızın can havliyle sizi birden bırakmasına sebep olabilir.)

* Sizin sağa veya sola sapmanızı veya durmanızı istediği taktirde bunu size nasıl anlatabileceğini izah edin. Sağ sapmanızı istiyorsa belinizin sağ tarafına sola sapmanızı istiyorsa belinizin sol tarafına iki kere hafifçe vurmasını söyleyin. Durmanızı istiyorsa ise göbeğinize 2 – 3 kere vurması mesajı almanızı sağlayacaktır.

* Motosikletin virajları yatarak alan bir araç olduğunu iyice anlamasını sağlayın. Merkez kaç kuvveti sayesinde, motorun yattıkken düşmediğini ama bunun korunması gereken hassas bir denge olduğunu izah edin. Pek çok artçı içgüdüsel olarak viraj alımı sırasında ters tarafa yatarak motoru dengelemeye çalışır. Böyle bir hareketin motosikletin düşmesiyle ve kaza yapmanızla sonuçlanacağını artçının kafasına sokun. Bu en hayati kuraldır. Ters bir harekette dengenizi kaybetmeniz işten bile değildir.

* Doğal olarak artçınızda yolu görmek isteyecek ve bu yüzden kafasını sağdan veya soldan çıkartacaktır. Dengenizin bozulmaması için bu kopnuyada açıklık getirmek gerekir. Artçınıza kafasını tamamen dışarıya doğru uzatmaktansa omuzunuzun üzerinden yola bakmasını söyleyin. Sağ dönüşlerde sağ omuzunuzdan sola dönüşlerde sol omuzunuzdan bakması gerekiyor. Böylece hem sizin viraj almanıza yardımı olacaktır hem de gittiğiniz yere baktığından olan bitenden haberi olacaktır.

Yola çıkıyoruz…

Tüm kuralları anlattıktan ve artçınızın bunları anladığından emin olduktan sonra, onu seyir esnasında nelerin bekleyebileceğini anlaması için ufak bir iki hareketin faydası olacaktır. Ona, birazdan aniden hızlanacağınızı ve sonrasında da sert bir fren yapacağınızı söyleyin ve hazır olmasını isteyin. Artçınızdan “ok” aldığınız taktirde hızlanın. Ancak bunu abartmadan ve hem kendinizi hem de etrafınızı tehlikeye atmadan yapın. Sonrasında ise aynalardan arkanızı kontrol etmeyi unutmayarak sert bir fren yapın.

Bu uygulama artçınızın altınızdaki motorun hızlanma ve durma potansiyeli hakkında bir fikir sahibi olmasını sağlayacaktır. Ayrıca ilerleyen dakikalarda ellerini bıraktığı veya yanlış tutunduğu taktirde başın(ız)a neler gelebileceğini anlamasına yardımcı olacaktır. Yanlız eğitim amaçlı olsa dahi yinede bu hızlanma ve frenlemeyi abartmamakta fayda var. Aksi taktirde aşırı tedirgin ve hem kendisini hem de sizi kasan bir yolcunuz olabilir.

Artçınızın söylediklerinizi uygulayıp uygulamadığından emin olana kadar, ani hareketlerden, yüksek yatış açılarından ve sert kullanımdan kaçının.

Akılda kalıcı olması için özet başlıkları yazıyorum tekrar.

* Ekipman
* Motorun üzerinde oturuş ve kuralları
* Motora binme ve inme şekli, kuralı
* Motor üzerinde tutunma
* Motor üzerinde iletişim
* Viraj alma

Sonuç:

Mutlu mesut bir motorcu çift. :)

Yazar : Vedat Kürşün