Sürücü Kursu | Ehliyet | Kadıköy Sürücü Kursları| A2 Motosiklet ehliyeti|gelişim sürücü kursu » 2007 » Şubat
Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Şubat, 2007 için arşiv

Src Belgesi Sorgulama

Src Belgesi Sorgulama

Direksiyon Eğitimi

Ehliyetinizi aldınız ama trafiğe çıkmakta tedirginsiniz.yani adapte olamadığınızı hissediyorsunuz.
Öncelikle ehliyetim var arabada alıp trafiğe çıkabilirim demeyin.

 (Ehliyet araba kullanmıyor biliyorsunuz)
Arabayı kullanmayı bilenden eğitim almaya çalışmayın, o sadece araba kullanmayı biliyor öğretmeyi değil.Araba kullanmak farklı öğretmek çok farklı dır.

 Anlık ifadeleri yerinde ve zamanında kullanmak da güçlük çekecek ve o esnada gerginlik yaşayacak bunu her ne kadar istemese de size de yansıtacaktır.

 En önemlisi de araba kullanmak olayına sizin psikolojinizin, bakış açınızın olumsuzlaşmasına sebebiyet vermesi sizin öğrenmeyi çok kolay aşabilecekken zorlaştırmanıza da neden olabilir.

(en ufak bir tehlikede psikolojiniz bozulacak ve acaba yapamayacak mıyım hissine kapılıp kendinizi daha çok yoracaksınız)

Mutlaka eğitimciden öğrenin.(bunun şakası yok)

direksiyon dersi
direksiyon eğitimi
özel direksiyon dersi
anadolu yakası direksiyon dersi
kadıköy direksiyon eğitimi

Güvenli Sürüş İçin Bilinmesi Gerekenler

Trafik kurallarına uymak bir zorunluluktur. Ancak, trafiğe çıkan her sürücü,

 bu kurallara uymayı bir ilke olarak kabul etmelidir. Hepimiz kuralsızlığın

kargaşaya yol açtığını biliriz. Ancak, trafikte kuralsızlık, kazaları, en kötüsü de yaralanma

ve ölümleri beraberinde getiriyor.“Yalnızca kuralları bilmekle, hata yapmamakla iyi sürücü

 olunmaz. Eğer karşındakinin yaptığı hatayı giderebiliyorsan, o zaman iyi sürücü olursun.”
Bu bölümde; “iyi bir sürücünün” sahip olması gereken kimi özellik ve durumlar

 ele alınacak…

GÜVENLİ BİR SÜRÜŞ İÇİN MERHABA!…

Sürücü belgenizi aldınız.

 Artık trafiğe çıkmaya hazırsınız. O halde, “karayolu”nun trafik için kamunun

yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olduğunu lütfen unutmayalım.
Trafiğe çıkmak ciddi bir karardır. Sürücü belgesi almış olmak bunun ilk koşulu olsa da,

deneyimsizlikler trafiği aksatmamalıdır. Bu nedenle deneyimsiz sürücüler, trafiğin az

olduğu saatler ve güzergahları seçmeli, deneyim biraz daha arttığında yoğun trafiğe girilmelidir.
Trafik kurallarına uymak bir zorunluluktur. Ancak, trafiğe çıkan her sürücü, bu kurallara uymayı

 bir ilke olarak kabul etmelidir. Hepimiz kuralsızlığın kargaşaya yol açtığını biliriz.

Ancak, trafikte kuralsızlık, kazaları, en kötüsü de yaralanma ve ölümleri beraberinde

getiriyor.Öyleyse ne yapmalıyız? *Sürücü koltuğuna oturduğumuz andan itibaren kafamızdaki her şeyi atmalı vedikkatimizi sadece yola vermeyi bir alışkanlık haline getirmeliyiz.
*Lütfen dikkat! Yola zamanında çıkmamışsak, zamanında varmaya çalışmayalım.
Telaş kazayı davet eder. Telaş yerine sakinliği, sinirlenme yerine ise hoşgörülü olmayı sağlamalıyız.
*Trafiğe çıkardığınız araç bakımlı olmalı. Düzenli bakımı yapılmamış bir araçla trafiğe
çıkmak, hem kendimiz hem de diğer insanlar için tehlike oluşturacaktır.
*Yine araçta bulundurulması gerekli olan malzemelerin tam olmasına özen
gösterilmelidir.
*Bu malzemeler, yalnızca bulundurulması zorunlu olduğu için değil, gerçekten gerekli
oldukları bilinciyle araca konmalıdır. Malzemeler zaman zaman kontrol edilmelidir.

Gerekiyorsa yenileriyle değiştirilmelidir. Yangın söndürme cihazı ise 3 ayda bir

 kontrol ettirilmelidir.
*Ve lütfen yangın söndürme cihazını sürücü koltuğunun yanına kolay erişilebilir bir

yere koyalım. Unutmayalım ki, yangın söndürücü bir aksesuar değil, tehlike anında

 bir cankurtarandır. O nedenle yalnızca standartlara uygun yangın söndürücü satın alalım.

HER ŞEY GÜVENLİĞİNİZ İÇİN

Emniyet Kemeri:Aracınız size çarpmaz siz

 aracınıza çarparsınız. Tabii emniyet kemerini takmamışsanız!
Emniyet kemerini takmak zorundayız. Ancak, çarpma anında araçtan

 fırlamamızı veya ölümcül yara almamızı engelleyecek tek şey de işte bu kemerdir.
Çarpma sonucu araçtan fırlamışsanız, hep söylene geldiği gibi “emniyet kemeri sıkıyor beni”

sözünü belki bir kez daha söyleme şansına sahip olamayacaksınız. Lütfen unutmayınız:

“Emniyet kemerleri, tekerlekli sandalyeler kadar sıkıcı ve bağlayıcı değildir.”
Araç suya gömüldüğünde ya da araçta yangın çıktığında emniyet kemeri bağlı ise

 ölüm riskinin arttığı kanısı vardır. Oysa, emniyet kemeri takılmadığında çarpma

 sonucu genelde bilinç kaybı oluşur ve kazazede bu nedenle dışarıya çıkamaz.

Kemer takıldığında, başın alacağı darbe azalacağı için, bilinç kaybı oranı azalacaktır.

Dolayısıyla bilinci yerinde kazazede, ister su altında olsun, isterse yangın tehlikesi

olan araçta, emniyet kemerini açarak dışarı çıkabilecektir.İki küçük uyarı daha:

*Emniyet kemeri ne çok sıkı ne de gevşek olmalı.
*Kısa mesafelerde bile takılmalı. Ya karşıdan gelenler sizin gibi dikkatli değilse?

Koltuk başları sizce aksesuar mı?Çarpmalarda yaralanma ve ölüm nedenleri arasında

 oldukça önemli yer tutan bir öge de “ikinci darbe” denilen, başın hızla arkaya kaymasıdır.

İşte boyun kırılmalarıyla gelebilecek felç ya da ölümleri koltuk başları önler.

 Tabii emniyet kemeri takılmak kaydıyla…
Lütfen onları aksesuar olarak görmeyelim.

ÇOCUKLARI TANIYOR MUSUNUZ?

Sevgili sürücümüz, sürücü eğitiminden geçtiniz.
Saatte 50 km hızla giden bir aracın kaç metrede durabileceğini ya da kavşaklarda

ilk geçiş hakkını biliyorsunuz; peki ya çocuklar?…Çocuklara ilişkin her şeyi biliyor muyuz?

Çocuk bir şeye yoğunlaşmışsa, diğer tüm nesneler önemini yitirir. Kaçan bir top, ona hızla akan trafiği unutturabilir.
Çocuk bir şeyi görüyorsa, gördüğü şey tarafından da görüldüğünü düşünür.
 Bir aracın ya da minik bir çalının ardından aracınızı görüyorsa, sizin de onu gördüğünüzü sanır. Ayrıca çocuk, otomobillerin farlarını göz yerine koyarak, araçların çevreyi gördüğüne inanır. Ağzı, gözü olan araçların yer aldığı çocuk resimlerini bir hatırlayın isterseniz!
Çocukların görüş açısı, kafalarının anatomik yapısı nedeniyle yetişkinlerden

daha dardır. Yani size oranla daha dar bir alanı görebilir.
Koşan bir köpeğin tüy, kuyruk ve kulaklarına bakarak, hareketini ve hızını

algılayabilen çocuk, karşıdan üzerine gelen aracın hareketini ve hızını algılayamaz.
Çocukların dikkatleri çok daha çabuk dağılır. Önceden sizi görmüş olmasına

karşın, ani bir gelişme, başka bir şeye yoğunlaşmasına yol açabilir ve yaklaşan

tehlikeyi unutabilir.
Çocukları korna ile uyarmaya kalkışmayınız. Bu dikkatlerini dağıtabileceği gibi,

paniğe kapılmalarına da yol açabilir.

Öyleyse ne yapmalı?
Lütfen yerleşim birimlerinden geçerken, okul ve yaya

 geçitlerine yaklaşırken hızınızı iyice azaltın ve çok daha dikkatli olun.
Sürücülük yaşamınızda çok yararını göreceğiniz bir davranış kuralı daha:

“Sağ ayağınızı frene basmak için değil, gazdan çekmek için kullanınız.

Ya çocuk aramızdaysa?Genelde öne oturmak isterler. Israrları sizi bıktırmasın.

 10 yaşına kadar arkada oturmalarının yararlarını anlatın ve bu durumun

 yasal bir zorunluluk olduğundan söz edin. Bilgilendirirseniz ikna olacaklardır.

 Lütfen geleceğimiz ve herşeyimiz olan çocukları düşünelim.

YAYALAR…

Yayalar trafiğin en güçsüz ögeleridir. Bir yanda hızı yüz kilometreyi

bulan ve ağırlığı 1 tona yaklaşan ağırlıktaki metal kütleler, diğer yanda,

saatteki hızı 5 kilometreyi bulmayan, ortalama 70 kilogram ağırlığındaki

et ve kemikten oluşmuş yaşayan organizmalar…
Öyleyse lütfen yayalara karşı biraz daha dikkat!…Özellikle de çocuklara…

Yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızımızı azaltalım. Ve daha da

dikkatli olalım.

ALKOL ve SİGARAPek çok kazanın nedeni olan alkol:
Alkol miktarı arttığında, kandaki oksijen azalır ve beyin yeterince oksijen
alamadığı için fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Denge, görme, işitme fonksiyonlarında zayıflama olur. Yorgunluk, dikkat azalması, hafıza kaybı, intikal eksikliği, uyuşukluk, uyuklama, tepkisizlik, karar yanlışlığı oluşur. Uyarıcı etkileri de vardır alkolün. Korku azalır, kendine güven artar. Aşırı hız isteği artabilir. Lütfen alkollü araç kullanmayalım. Dikkat sigara!
Sürücü koltuğunda sigara içmek riski az da olsa tehlikelidir. Sigarayı paketten

 çıkartmak ve yakmak dikkati bir an da olsa akan trafikten uzaklaştırır.

Bu durum özellikle yoğun kentiçi trafiğinde tehlike oluşturur. Eğer kesinlikle

 sigara yakacaksanız, kırmızı ışıklarda, araç tümüyle durunca gerçekleştirin

bu işlemi. Sigaranın külünü, kültablasına bakmadan silkeleyin. Külünüzü

kesinlikle açık camdan silkelemeye kalkışmayın. Hava akımı nedeniyle sıcak

kül aracın içine yayılabilir ve gözünüze kaçabilir.
Eğer herhangi bir nedenle sigaranın ateşi üstünüze ya da koltuğa düşmüşse,

 onu oradan atmak için can havliyle direksiyon güvenliğini tehlikeye atmayın.

 Ya yanınızdakinden yardım isteyin ya da aracınızı güvenli bir biçimde

yavaşlatarak sağa alın ve tümüyle durduktan sonra ateşten kurtulun.

Belki gömleğiniz ya da pantolonunuz yanabilir ama, yanık bir pantolon,

çarpışmış bir araçtan daha az can yakıcıdır.
Sigara izmariti ve külünü araç dışına atmak yasaklanmıştır. Çevre

kirliliğine yol açan bu davranış, bir de sönmemiş sigarayla yapılırsa, yangınlara

yol açabilir. Orman yangınlarının bazıları ne yazık ki bu nedenle çıkıyor.

Hele akaryakıt istasyonuna girmeden önce sigaramızı mutlaka söndürelim.

Söndürmeyen kişileri de uyaralım.
Daha da iyisi, gelin sürüş sırasında sigara içmeyip, bu olumsuzlukların tümünden

 kurtulalım.

ARACINIZ TEMİZ Mİ?
Bakım kadar periyodik temizlik de önemlidir. Camları, farları, lambaları,

aynaları kirli bir araç görüş durumumuzu da olumsuz etkiler.
Araç temizliği konusunda size bir kaç önerimiz var:
*Aracınızı kendiniz yıkamak istiyorsanız gölgeye park etmenizde yarar var.

Böylece, temizlik malzemeleri araç üzerinde hemen kurumaz.
*Yıkamada sabun ya da oto şampuanı kullanın. Fırça yerine de gözeneksiz sünger.

Fırça ve gözenekli sünger, kum ve tozlarla dolar. Dolayısıyla aracın boyasını çizer.

Paspaslar yağlanmışsa yıkayın. Islak olarak yerleştirirseniz aracın tabanında

çürümeye yol açarsınız. Dış yıkamaya tavandan başlanmalıdır.

Kovanın dibindeki pisliği süngere bulaştırmamak için köpükle yıkamak gerekir.

 Kurulama temiz bir bezle yapılmalıdır. Yıl boyunca arcınızı zaman zaman

 tümüyle yıkatmakta yarar vardır. Yıkama sırasında frenler ıslanacağı

 için tamamıyla kuruyana kadar aracı yavaş kullanmak gerekir

ÇEVRE
Çevre konusunda duyarlı olmak gerekiyor. Aşırı yakıt tüketimine yol açabilecek

her arızayı vakit geçirmeden gidermeli. Egzoz gazı hem insanları

hem de doğayı etkiliyor. En çok da yaşlıları ve bebekleri…
Araca gereğinden fazla yük yüklemek, aşırı hızla sürmek, gereksiz aksesuarlar

takmak (aracın üstüne bagaj bağlayıp yük almak, fazladan dış aynalar takmak,

 süsleyici şeyler ilave etmek, öne ve arkaya tamponların altına yere

kadar sarkan panel saclar takmak gibi),

sıcak havalarda camları sonuna kadar açmak, lastik havalarını kontrol etmemek,

gereksiz yere aracı çalışır durumda tutmak, hem yakıt tüketimini arttırır hem de

havayı kirletir.
Gereksiz yere yapılan sert frenler, ani kalkışlar, hızlı dönüşler, hem lastikleri

yıpratır hem de yakıt israfına yol açar. Ayrıca, yol yüzeyinde sürtünen lastiklerden

kopan parçacıklar toprağı kirletir.
Araçların bakımı tamircilerde yapılmalıdır. Akaryakıt alırken, yağ değiştirirken,

bakım ve onarım yaparken yere dökülen yakıt veya motor yağı toprağı kirletecektir.
Ayrıca araç yıkarken de çevreyi kirletmemeye özen göstermeliyiz.

MÜZİK DİNLEMEYİ SEVER MİSİNİZ?
Aman ne olur yüksek sesle dinlemeyelim. Hem diğer araçların uyarı için

çalacakları korna sesini duyamayız hem de dikkatimiz dağılabilir.

Hele kaset değiştirme işini araçtaki diğer yolculara bırakalım.

Yalnız mısınız? Radyo ne güne duruyor?…
Bir de camlarımızın ardına sızan müzik çevreyi rahatsız edebilir.

Müziği kendimiz dinleyelim başka ortaklar aramayalım.

ELİMİZ KORNAYA NE ZAMAN GİTMELİ?

*Yakın ileriyi göremediğimiz kavşak, dönemeç ve tepe üstü gibi yerlere

yaklaşırken, gelişimizi haber vermek için,
*Gerektiğinde karayolunu kullananları uyarmak için,
*Gündüz öndeki sürücüye geçme isteğimizi belirtmek için.
Bu durumlar dışında korna kullanılmamalıdır. Gereksiz yere kornaya basmak

 ya da gereğinden uzun basmak çevremizdekileri rahatsız edecektir.

 Geçiş üstünlüğüne sahip araçlarda bulundurulması gereken tipte korna

ise takılamaz. Korna ayarına da dikkat!

YOLCULUK
Yerleşim birimi dışında araç kullanmak, yerleşim birimi içinde araç

kullanmaktan daha kolay gelebilir size. Ancak bu doğru bir kanı değildir.

 Yerleşim birimi içinde yeterince deneyim kazandıktan sonra yerleşim birimi

dışında araç kullanılmalıdır. Uzun bir yolculuğa çıkmaya karar vermişsek,

lütfen aracımızıiyi bir bakımdan geçirelim. Ayrıca, lastiklerimizin hava basınçlarını ölçelim.

DİNLENME

Unutmamamız gereken bir kural da, ticari amaçla yolcu ve yük

taşıyan araç sürücülerinin karayolunda 24 saatlik bir süre içinde en

fazla 9 saat araç kullanabileceğidir. İlk 5 saat sonunda ise 30 dakika

dinlenmek gerekir. Bundan sonraki saatlerde yorgunluk daha da artacağı için

sık sık molalar vermekte yarar vardır. Özel araç sürücüleri için bir sınırlama

olmamasına karşın, onların da 2-3 saatte bir mola vermesinde yarar vardır.
Mola yalnızca bizim için değildir
Lütfen dayanıklılığımızı direksiyon başında sınamaya çalışmayalım.

Bu molalar sadece bizim için değil, ısınmış lastiklerimiz için de gereklidir.

Çünkü, araç hızla ve uzun kilometre yol aldığı sürece, lastik içindeki hava

 devamlı olarak hareket eder. Lastik gittikçe ısınır ve hava basıncı artar.

Lastikler orta kısımlarından aşınmaya başlar. Tıpkı fazla şişirilmiş lastiklerde olduğu gibi…
Uykunuz gelirse
Kalan yolun kısalığı uykuyu engelleyemez. Bu nedenle uykunuz gelirse, uygun

 bir yerde durup, yarım saat kadar uyuyun. Uyandıktan sonra, açık havada

yapacağınız basit birkaç egzersiz çok yararlıdır. Bu koşullarda yarım saatlik

uykunuz, 2 saat daha araç kullanmanızı sağlayabilecektir.
Durduğunuz yerde koşullar uygunsa, 5-10 dakika toprak ya da çimde yatmanız,

 vücudunuzda biriken durağan elektriğin boşalmasını sağlayacaktır.
Molalar kesinlikle araç dışında geçirilmelidir.
Verilen yemek aralarında ise hafif yiyecekler yemek gerekir. Direksiyon başında

ise bir şey yemek ya da içmek son derece sakıncalıdır.

HAVA KOŞULLARI ve SÜRÜCÜLÜK
YAZ:
Kış aylarının güç hava ve yol koşullarından çıkan araçların bakımı çok önemlidir.

 Bahar sonu-yaz başında alınması gereken önlemlerin başlıcaları şunlardır:
*Aracın alt bölümü toz ve çamurdan temizlenmelidir.
*Soğutma ve yağlama sistemi kontrol edilmeli, gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
*Soğutma sıvısındaki antifiriz oranı kontrol edilmelidir.
*Klimalı araçlarda, klima gazı kontrol edilmelidir.
*Fren hidroliği değiştirilmelidir.
*Lastiklerin hava ayarları yaz ölçülerinde yapılmalıdır.
*Gerekiyorsa lastik değişimleri yapılmalıdır.
*Araç uzun süre parkedilecekse güneşlik, mümkünse tente kullanılmalıdır

2008 Roehr V-roehr

Amerikan motosiklet endüstrisinde yeni bir jenerasyonolan V-roehr 1130 superbike Harley-Davidson Revolution güç ünitesi ile desteklenmiş. Modern teknolojiyi pistlere uyumlu şasi tasarımı ile birleştiren Roehr firması sonuç olarak modern Amerikan sport motosikletini ortaya çıkarmış.

Roehr

Hızlı, güçlü, hafif ve yol tutuşu yüksek araç en iyi Amerikan üretimi güç ünitesiyle desteklenmiş. Ohlins suspansiyon, Brembo fren, Marchesini lastik ve kaliteli karbon-fiber alaşımdan üretilen araç Walter Roehrich tarafından dizayn edildi ve üretildi.

İlk üretilecek 50 ünetinin 2008 model olarak yaklaşık $39,995 fiyat ile Amerika ‘da satışa sunulması bekleniyor.

Aprilia SL750 Shiver

aprilia sl750 shiver
Aprilia büyüyen motosiklet pazarında daha fazla söz sahibi olmak için son teknoloji her tarza uygun motosikleti geliştirmeye devam ediyor. Aprilia’nın son göz bebeği de SL750 Shiver kodlu standart tarz motosikleti. Güçlü, teknolojik ve etkileyici bir motosiklet karşımızda.

Orta güçlü standart motosiklet kategorisinde söz sahibi olmak gerçekten iyi bir başarım gerektiriyor. Aprilia SL750 Shiver’in Yamaha Fazer, Suzuki Bandit ve SV serileri, Honda CBF serileri, Ducati Monsterlar gibi çoğu dişli rakibine kafa tutması gerekiyor. İşte Aprilia bunu hesaba katarak son teknolojiden faydalanmış ve ortaya SL750 çıkıvermiş.

Motosikletin kalbinde 95bg gücünde, sıvı soğutmalı, 750cc hacminde, 900 V2, elektronik enjeksiyonlu, silindir başına çift bujili bir canavar yatmakta. Teknolojik olarak oldukça gelişmiş olan motosikletin sınıfına iddialı gireceği apaçık ortada. V2 motor ile titreşimi az ve ağırlık dengesi iyi hesaplanmış bir motosiklet üretilmeye çalışılmış. Motorun yapısına bakıldığında oldukça tanıdık olan Suzuki DL650/SV650 motoruna çok benzer özellikler taşıdığını görebilirsiniz. Yalnız Aprilia motorunda zincir/dişli karışımı bir egsantrik hareket düzeneği kullanmış. Aprilia elektronik beyin kontrollü ateşleme ve besleme sistemi ile her devir bandında iyi bir tork ve güç elde edilmesini bunun yanında da az yakıt tüketimini de amaçlamış. Kendi sınıfındaki 4 silindirli rakiplerine göre daha düşük devirlerde azami tork üretmesi şimdiden keyifli sürüşler yapılabileceğinin sinyallerini vermekte.

Motosikletin dizaynına baktığımızda son derece modern ve son zamanların bazı moda uygulamalı göze çarpmakta. Özellikle kuyruktaki koltuk altından çıkan iki çıkışlı egsoz ilk bakışta Suzuki B-King’den esintiler taşıdığını hissettiriyor. Sanırım bu kuyruk ve egsoz dizaynına bir çok farklı markada da rastlayacağız

Motosikletin çatısında yarı kafes alüminyum imalat yapılmış. Böylece daha basit ama daha sağlam bir çatı elde edilmiş. Bu tarz çatıyıda ağırlıkla Ducati marka motorlarda görmekteyiz. Aprilia sonuna kadar teknolojiyi kullandığını açıkca göstermekte.

Bu modelin özellikle Avrupa’da çok ilgi çekeceğini tahmin etmekteyiz. Modern dizayn ve son teknoloji motosikletin alınabilirliğini şimdiden arttırmış durumda. Umarım ülkemizde de bu motoru satışta görebiliriz

Suzuki AN 125 HK

Suzuki 2007 model ürünlerine 125cc scooter modelini de ekledi. Ülkemizde büyük hacim scooter modellerini görmeye alıştığımız Suzuki küçük hacim sınıfında da yer almak için AN 125 HK modelini satışa sundu. Modelin satış fiyatı 3550YTL .

Renkler : Gümüş mavi, siyah, kırmızı
Garanti : 2 yıl veya 30.000km

Motor
Tipi : 4-zamanlı, SOHC, karbüratörlü, 1-silindir
Sübap Sayısı : 2
Soğutma sistemi : Hava soğutmalı
Silindir hacmi : 124 cm3
Çap : 52,0 mm
Strok : 58,6 mm
Sıkıştırma oranı : 10,2 : 1
Maksimum güç : 8,8 hp / 7500 dd
Maksimum tork : 9,3 Nm / 6000 dd

Aktarma
Tipi : C.V.T. Kayışlı
Şanzıman sıralaması : Otomatik

Elektrik
Ateşleme tipi : Elektronik ateşleme (CDI)
Çalıştırma sistemi : Elektrikli / ayaktan marş

Ölçüler ve kuru ağırlık
Toplam uzunluk : 1772 mm
Toplam genişlik : 682 mm
Toplam yükseklik : 1112 mm
Aks arası mesafe : 1255 mm
Zeminden yükseklik : 120 mm
Sele yüksekliği : 740 mm
Kuru ağırlık : 106 kg
Yakıt depo kapasitesi : 6,5 Litre

Şasi
Ön süspansiyon: Teleskopik çatal, helezon yay,yağ sıkıştırmalı
Arka süspansiyon : Hareketli kollu tip, helezon yay, yağ sıkıştırmalı, ayarlı amortisör
Ön fren : Disk
Arka fren : Kampana
Ön lastik ölçüsü : 3.50-10 M/C (51J) Tubeless
Arka lastik ölçüsü : 3.50-10 M/C (51J) Tubeless

Hasan Alp İNAN

Karşılaştırma: 2006 – 2007 Suzuki DL650

Merhaba. İki hafta önce dostum Erhan 2007 model Suzuki DL650 A V-Strom motosiklet aldı. Bana da süpriz yapmış son dakikaya kadar söylememişti. Bende aynı modelin 2006 modelini kullanıyorum. Beraber gezi yaptık. Motordan oldukça keyif aldığını belirtti. Gezideki bir molamızda motoru incelerken aklıma “iki motor arasındaki farklar nedir?” diye bir soru takıldı ve geçtim motorların başına başladım incelemeye. İnceleme sonrası gözlemlediklerimi de yazıya döktüm ve bu soruyu soranlara bir cevap olmasını istedim.

Önce motorların dış görünümlerine baktığımızda ciddi bir değişikliğin olmadığını görebilirz. Farklar genelde küçük ayrıntılarla sınırlı kalmış.

Teknik Özellikler

2006

2007

Motor

Sübap Sayısı

Silindir başına 4

Silindir başına 4

Soğutma Sistemi

Sıvı Soğutma

Sıvı Soğutma

Silindir Hacmi

645cm3

645cm3

Çap

81,0mm

81,0mm

Strok

62,6mm

62,6mm

Sıkıştırma Oranı

11,5:1

11,5:1

Azami Güç

67bg / 8800 dd

67bg / 8800 dd

Azami Tork

60Nm / 6400 dd

60Nm / 6400 dd

Aktarma

Aktarma Tipi

O-Keçeli Zincir

O-Keçeli Zincir

Şanzıman

6 ileri

6 ileri

Elektrik

Ateşleme Tipi

Elektronik Ateşleme (Transistörlü)

Elektronik Ateşleme (Transistörlü)

Çalıştırma Sistemi

Elektrikli Marş

Elektrikli Marş

Ölçüler ve Kuru Ağırlık

Toplam Uzunluk

2290mm

2290mm

Toplam Genişlik

840mm

840mm

Toplam Yükseklik

1390mm (Ön cam ayarına göre değişebilir)

1390mm (Ön cam ayarına göre değişebilir)

Aks arası mesafe

1540mm

1540mm

Zeminden Yükseklik

165mm

165mm

Sele Yüksekliği

820mm

820mm

Kuru Ağırlık

190kg

194kg (197kg ABS’li)

Yakıt Depo Kapasitesi

22lt

22lt

Yürüyen Aksam

Ön Süspansiyon

Yay ön yükleme ayarlı teleskopik çatal, helezon yay, yağ sıkıştırmalı

Yay ön yükleme ayarlı teleskopik çatal, helezon yay, yağ sıkıştırmalı

Arka Süspansiyon

Eklem tip, sekme ve yay ön yükleme ayarlı, tek şok emici, helezon yay, yağ sıkıştırmalı

Eklem tip, sekme ve yay ön yükleme ayarlı, tek şok emici, helezon yay, yağ sıkıştırmalı

Ön Fren

310mm, çift disk, hidrolik

310mm, çift disk, hidrolik (ABS)

Arka Fren

260mm, disk, hidrolik

260mm, disk (ABS), hidrolik

Ön Lastik Ölçüsü

110/80-R19 M/C (59H) Tubeless

110/80-R19 M/C (59H) Tubeless

Arka Lastik Ölçüsü

150/70-R17 M/C (69H) Tubeless

150/70-R17 M/C (69H) Tubeless

İki motosikletin teknik verilerine baktığımızda güçte ve torkta değişim olmadığını görmekteyiz. Motordaki büyük değişim ise silindir başına iki buji kullanılması olmuş. Motora eklenen iki yeni buji daha iyi yanma sağlayarak egsoz emisyonlarının düşmesini sağlamakta. Egsoz emisyonunun düşmesi ülkemizde önemli görülmeyebilir ama yurt dışında bazı ülkelerde (özellikle Avrupa da) kullandığınız araç ne kadar düşük emisyonlu ise yani çevreyi az kirletiyorsa ciddi vergi indirimlerinden faydalanıyorsunuz. Bu da kullanım maliyetini düşürdüğü için kullanıcılar arasında düşük emisyonlu araçlar tercih sebebi olabilmekte. Suzuki de buna göre motorda çalışmalar yapmış. Umarım ülkemizde de çevreye duyarlı yasalar çıkar ve bu tarz araçların kullanımını teşvik edici vergi indirimleri gerçekleştirilir.

Bujiden sonra motorun O2 sensörünün ve egsoz yapısında da değişiklik olduğunu görmekteyiz. Önceden altta ilk silindirin egsoz borusunun sonuna konumlandırılan O2 sensörü 2007 modelden itibaren susturucuya girmeden önceki kısıma konumlandırılmış.

Daha geniş bir egsoz borusunun olduğu bu kısımdan egsoz dış kaplamasıda nasibini almış ve 2007 modelde daha geniş bir egsoz kaplaması kullanılmış.

Çok önemli diğer bir farksa güvenli sürüşle ilgili. 2007 modelden itibaren ABS opsiyonel olarak motosiklette sunulmakta. Fren sistemi birbirinden bağımsız. Hangi frene basıyorsanız o tutuyor ve ABS’de her frene göre ayrı çalışmakta. ABS iptal edilemiyor. Fotoğraflardan görüleceği üzere arka frende göbeğe sensörün okuması için delikli plaka yerleştirilmiş. Ayrıca fren kaliper montaj yeride sensör eklenmesi sebebiyle biraz büyümüş.

Ön frenlere baktığımızda aynı arkadaki gibi göbek kısmına abs sensörü ve okuma plakası yerleştirilmiş. Disk çapında veya yapısında değişiklik yok.

Ön fren merkezlerininde yerinde değişiklik olmuş. 2007 modelse ABS sebebiyle merkez sol tarafa alınmış. 2006 modelde ise sağ tarafta görülmekte.

Kullanım elemanları da değişimden nasibini almış. Kullanıma yönelik iyileştirmelerin yapıldığı görülmekte. Dikkat ederseniz 2006 modelde 4 lü flaşör ele daha yakın konumda ve uzun-kısa far seçici ise daha uzakta. 2007 modelde bu tam tersi olmuş. Ayrıca sinyal kumandası ele daha yakın konumlandırılmış. Böylece daha rahat sinyal kontrolü sağlanmış. Bence iyi bir gelişme.

Sağ elciğe baktığımızda değişim biraz daha fazla gözlenmekte. 2006 modelde gaz telleri çalıştırma kumandalarından ayrı bir ünite olarak bulunmakta. 2007 de ise bu ünite çalıştırma kumandalarıyla beraber bir bütün olarak imal edilmiş.

< ![endif]–><!–[if !vml]–>

Ayrıca gaz tellerinin ayar aparatlarında da değişim söz konusu. 2006 modelde bu kısımlar daha korumalı olarak imal edilmiş. 2007 de ise daha göz önünde ve ayar kısmı dışarda. Bence saklı olarak kalsa daha iyiydi. Çünkü ayarlarla oynayan şakacı bir arkadaşımız başımıza iş açabilir. Ayrıca dış ortam şartlarına daha fazla maruz kalma durumuda söz konusu.

Motosiklet kullanıcısının en fazla haşır neşir olduğu şeylerden biride gösterge panelidir. 2007 modelle 2006 arasındaki tek fark hız göstergesinin içine eklenen ABS kontrol ışığının eklenmiş olması.

Bu farkların dışında diğer ufak tefek gövdeyle ilgili farklarda mevcut. Kullanıma çok fazla etki etmeyen ama işlevsel olan bu farklardan benim tespit ettiklerim arka çamurluk içi gövde tarafı koruması ve arka maşa bağlantı somunu kapağı.

< ![endif]–><!–[if !vml]–><!–[endif]–>

< ![endif]–><!–[if !vml]–><!–[endif]–>

Sanırım herkesin merak ettiği diğer bir konuda lastikte bir değişiklik olup olmadığı. Hayır herhangi bir değişiklik yok. Karşımıza gene aynı ölçülerde Bridgestone lastikler çıkmakta.

Toparlayacak olursak. Tüm dünyada ve ülkemizde satış başarısı yakalayan Suzuki DL650 V-Strom modeli 2007 yılında ufak değişiklerle karşımızda. Konfor, sürüş keyfi ve dayanıklılığı iyi olan bu model üretildiği dönem boyunca gelişmeye devam edecek gibi görünmekte.

İncelememde gözümden kaçan başka farklılıklarda olabilir ancak genel gözlemlenen değişimler bunlar. Tüm DL650 kullanıcılarının aklındaki bu soruya cevap verdiğimi ümit ediyorum.

Yolunuz açık olsun, sağlıcakla kalın!

Hasan Alp İNAN

Zincir Dosyası

Zincir nerdeyse motosiklet tarihi kadar geçmişi olan, günümüzde hala üreticiler tarafından sıkça kullanılan motorun gücünü tekerleklere iletmeyi sağlayan parçadır. Son 10 yıldır gelişen teknoloji zincirleri de etkilemiş, farklı üretim tekniklerinin uygulanması, kullanılan yeni teknoloji yağlayıcılar ile zincir günümüzde daha uzun ömürlü hale gelmiştir.

Peki motosikletimizin zincirine yeterli özeni gösteriyormuyuz? Gerekli ayarları kontrol edip yaptırıyormuyuz? Zincir bakımını nasıl yapıyoruz?


Birçok kullanıcın sadece periyodik bakımlarda yağladığı, pek önemsemediği bir parçadır zincir. Motor tipine, kullanıma ve bakıma göre değişmekle beraber ortalama ömrü 20.000km civarındadır. Bakımsız bir zincir sadece kendini eskitmez üzerinde koştuğu ön-arka zincir dişlilerini de aşındırır. Bakımsız bir zincir mutlu olarak çıkılan bir geziden, yaralanma hatta ölüme varabilecek kazalara sebep verebilecek kadar tehlikelidir. Kopan bir zincir en iyi ihtimal yere serilirken, ön zincir dişlisine dolanıp motor bloğunu kırma, daha da kötüsü arka tekerleğe dolanıp kitlenmeye kadar çok tehlikeli ve masraflı sorunlara neden olabilir. Bu nedenle zincir bakımına gerekli özeni göstermeli ve vaktinde yenileme işlemini yapmalıyız. Öncelikle zincirin yapısına, tiplerine ve bize sağladıkları yararlara bir bakalım.

Motosikletlerde kullanılan iki zincir tipi vardır: O-Ring zincirler ve O-Ring’siz zincirler.

O-Ring’siz zincirler eski tip açık zincirlere denir. O-Ring bulunmadığı için pim yatağı ve dış bakla arasında yağ muhafazası iyi yapılmadığı için kısa sürede dış ortamlardan etkilenme ve sızma sebebiyle yağ miktarı azalır ve özelliğini yitirir, aşınmalar hızlanır. Bu tip zincirler daha kısa ömürlüdür ve sık bakım yapılma zorunluluğu vardır. Günümüzde kullanımı oldukça azalmıştır. Bu olumsuzlukları azaltma amaçlı yeni zincirlerde O-Ring keçe teknolojisi kullanılmaya başlanmıştır.

O-Ring zincirler adlarını içerdikleri O şekilli keçelerden alırlar. Farklı üreticilerin adlandırdığı X-Ring, W-Ring, Z-Ring ve benzeri ürünler de O şekilli keçe kullanırlar. Sadece keçe gövdesinin şeklindeki değişikliğe göre isim alırlar. Farklı şekilli keçeler, zincirin üzerinde daha çok yağ tutulmasını böylece hem iç sürtünmesini azaltma hemde bakım aralıklarını uzatma amaçlı kullanılmaktadır.

Zincir Bakım Yağlama

O-Ring (X)’in yan kesiti görülmekte.

Zincir Bakım Yağlama

Örnek verecek olursak milisaniyelerin ölçüldüğü drag yarışmalarında en küçük güç kaybı bile hesaplanmakta ve zincirin etkisi dahi ölçülmektedir. Bu ölçümlerde X-Ring zincirlerin diğer tip zincirlere göre daha düşük sürtünme ve yuvarlanma direnci gösterdiği görülmüştür. Bunun nedeni olarak bu tip zincirlerin ince x şekilli keçeleri arasında daha fazla yağ tutma özelliğine sahip olması gösterilebilir.

Zincir Bakım Yağlama

Şimdi standart O-Ring zincir kesitine bakalım. Çizimde kırmızı olarak belirlenmiş olan parça O-Ring keçedir. Bu keçe, pim yatağı ve dış bakla arasında yağlayıcı sıvının muhafazasını sağlamakta böylece hareketli olan bu aksamın ömrünü uzatmaktadır.

Zincir Bakım Yağlama

Zincir Bakım Yağlama

Sözün özü zincir ömrü için hayati önem taşıyan O-Ring keçelerin korunması büyük önem arz eder.

Zincir Bakımı
Zincir bakımı üç aşamada gerçekleşir.
1. Temizlik
2. Yağlama
3. Ayarlama ve Bakım Periyodu

Zincir Temizliği
Temizlik zincir ömrünü doğrudan etkileyen en önemli unsurdur. Zincir açıkta çalışan bir parça olduğu için dış etkenlere karşı savunmasız bir konumdadır. Kir, zincirin yağlanmasını sağlayan maddeleri bünyesinde toplayıp yağlama özelliklerini bozar, sürtünmeyi arttırır. Neticede aşınmalar artar ve zincir ömrü kısalır. Kum, çamur, toz, çer çöp gibi zincire yapışması kolay olan maddeler kısa sürede zincirin üzerinde birikirler. Kullanım yerine göre zincir temizlik işlemlerini planlamanız gerekir. Çoğu üretici her 500km’de zincirinizi yağlayın diye uyarır. Ancak buna uymak ne derece doğrudur tartışmaya açıktır. Çünkü zincir kirlenmesi kullanım koşullarına göre değişen bir yapıdadır. Cross, enduro gibi doğa şartlarında ilerleyen, tozla, çamurla bir arada olan motosikletler çok daha kısa sürede zincir kirletirken, racing, cruiser ve touring tarzı motorlar asfalt ağırlıklı gittikleri için çok daha uzun km’lerde zincir bakımına ihtiyaç duyarlar.

Aşağıdaki iki fotoğrafta farklı kullanım koşullarında zincirin ne derece kirlendiğine bir bakın.

Zincir Bakım Yağlama

Bir kross motosiklet arazi kullanımından sonra ciddi oranda kirlenmiş. Zincirdeki yağı tozun emdiği bariz bir şekilde ortada. Toz, toprak, zımpara gibi metal aksamı aşındırmakta.

Zincir Bakım Yağlama

Zincir Bakım Yağlama

Bu fotoğrafta da asfalt ağırlıklı yol yapmış bir motosikletin zincir kirliliğini görüyoruz. Yağlı kısım rahatlıkla göze çarpıyor ve sadece yağlama yapılarak bir süre daha bu şekilde kullanılabilir.

Zincirimizi nasıl temizlemeliyiz?
Birçok kullanıcı farklı teknikler uyguladığını söylemekte, doğru veya yanlış bunu uygulamaktadır. Bu yanlış uygulamalarla yağsız kalan keçeler zarar görüp yırtılmaktadır. Örneğin sıkça yapılan bir hata balata temizleme spreyi kullanılmasıdır. İçinde yağ ve kir çözücüleri bulunan, yağlama özelliği olmayan bu ürünlerin kullanımı hem O-Ring’lere ciddi zararlar vermekte hemde O-Ring’in koruduğu yağın özelliğini bozmaktadır. Tamamen yağı zincirden temizleyen bu kimyasalları kullanmak doğru değildir. Diğer çok önemli hatayı da özellikle bilgisiz ustalar ve servis çalışanları yapmaktadır. Benzin, mazot hatta tiner gibi maddelerle zincir temizliği O-Ring’lere zarar vermeye yeter de artar bile. Bu tarz ürünler eski tip açık zincirlerde rahatlıkla kullanılabilir. Unutulmaması gereken nokta, zinciri temizlerken bile asla yağsız bırakmamak gerekliliğidir.

Editörün Notu: Birçok motosiklet kullanıcı WD-40 ve türevi kontakt yağlayıcı, pas temizleyici spreyleri hem temizlik hemde yağlama amaçlı kullanmaktadır. Yerli ve yabancı forumlarda bu konu üzerinde ciddi tartışmalar olmuş, kimi kullanıcı uzun zamandır kullanıyorum sorun yok derken bazı kullanıcılar yeterli yağlama olmadığından zincirine zarar verdiğini belirtmiştir. Esasen bu konuda yapılmış ciddi bir çalışmada göremedim. Ancak kişisel görüşümü belirtmek isterim. WD-40 ve benzeri ürünler stoddard gibi solventli kimyasallar içermektedir. Bu solventler kuru temizleme sağlayan maddelerdir. Kullanıldığında pin yataklarını ve keçeleri yağdan temizleyerek kurutabilir. Neticede geriye sadece ince katmanlı bir yağ kalır. Bu yağ ağır şartlarda çalışan (yüksek basınç, toz-kir-çamur) zinciri korumada yetersiz kalır ve aşınmalar başlar. Bu tarz ürünlerin yağlama amaçlı kullanılmamasını tavsiye ederim.

Adım adım zincir temizliği.

Öncelikle motosikletimizi temizlik için hazır konuma getirmeliyiz. Orta ayaklığı olan motosikletlerin zincir temizliği çok kolay yapılabilmektedir. Orta ayaklığın olmadığı motorlarda arka sehpa kullanılarak motosiklet dik konumda arka tekerler boşa alınarak temizlik yapılabilir.

Zincir Bakım Yağlama

DİKKAT: Bazı sürücüler daha kolay olur diye orta sehpaya aldıkları motosikletlerini çalıştırarak zinciri çevirirler ve temizleyip yağlamaya kalkarlar. Birçok kişinin bu uygulama sırasında ciddi şekilde yaralandığını belirtmek isterim. Her zaman motor kapalı haldeyken bakımı yapınız.

Temizlik için boya fırçası veya diş fırçası, küçük bir kap, bez parçası, 1lt kadar gazyağı veya zincir temizliği için özel üretilmiş spreye ihtiyacımız var.

Zincir Bakım Yağlama

Gazyağına batırılmış fırça ile zincir ve dişlisini iyice temizliyoruz. Gazyağının en önemli özelliği en katı yağlı kirleri bile kolayca temizlerken içerdiği yağ ile zinciri de yağlamasıdır. Zincir temizlense bile bir iki defa daha üzerinden gazyağı geçirmek ulaşılması zor olan ön zincir dişlisinin de gazyağına iyice bulanmasını ve temizlenmesini sağlar.

Zincir Bakım Yağlama

Zincir Bakım Yağlama

Zinciri temizlerken her turda dişliyide fırçalayarak eski yağ, kir tortularını da temizliyoruz.

Zincir Bakım Yağlama

Daha önceki yağlamalardan sürüş sırasında jant’a sıçrayan kirleri de gazyağlı fırça ile temizleyebiliriz.

Zincir Bakım Yağlama

Temizlik işlemi sonrasında bir bez ile zincirde ve dişlide kalan gaz yağını hafifçe emdiriyoruz.

Zincir Bakım Yağlama

Cantımıza ve lastiğimize sıçrayan gazyağını temizliyoruz.

Zincir Bakım Yağlama

Eğer motor temizlik sonrası yıkanacaksa gazyağı temizlenmeden bırakılmalıdır. Asla basınçlı sıcak/soğuk su ile zincir temizliği yapılmamalıdır. Yıkama sırasında deterjanlı suyun zincire gelmemesine dikkat edin.

Zincir Bakım Yağlama

Fren diskini de temizlemenizde fayda var. Gazyağı’nın temizleme sırasında diske de sıçrayabileceği ihtimaline karşı sabunlu su ile diski de mutlaka temizleyin. Aksi takdirde frenleme performansın da düşme ve dolayısıyla kaza yapma riski doğabilir.

Zincir Bakım Yağlama

Yıkama sonrası kurulama işlemini yapıyoruz. Özellikle zinciri kuru bir bez ile nemden uzaklaştırıyoruz.

Zincir Bakım Yağlama

Evet zincirimiz temizlendi ve kurulandı.

Zincir Bakım Yağlama

Zincir temizliğini kolaylaştırıcı çeşitli ürünlere de rastlamaktayız. Özellikle bu iş için üretilmiş fırçalar büyük kolaylık sağlamaktadır.

Zincir Bakım Yağlama
Zincir Bakım Yağlama

Otomatik zincir temizleme kitleri de son zamanlarda dikkat çeken ürünler arasında. Şahsi görüşüm zinciri bizzat kendinizin temizlemesi hem süre bakımından hemde etkin temizlik açısından daha uygun olacaktır.

Zincir Bakım Yağlama

DİKKAT: Yağlama ve temizlik işlemi sonrasında lastiğe gazyağının veya yağın bulaşıp bulaşmadığını kontrol edin. Varsa temizleyin. Aksi durumda motosiklet patinaja düşüp kontrolsüz hareketler yapıp kazaya sebep verebilir.

Zincirin Yağlanması

Zincir yağları iki çeşide ayrılır. Sıvı yağ şeklinde olanlar ve ince yoğun kıvamlı (wax ing.) olanlar. İki üründe zincir yağlamasını başarılı bir şekilde gerçekleştirir. Aradaki fark kullanım şartlarına göre değişiklik göstermektedir. Yoğun kıvamlı gress gibi olan yağlar bünyesinde tozu, çamuru, ince kumu kolayca taşır. Bu nedenle tozlu, bozuk zeminli, topraklı koşullarda yol alan motosikletlerde kullanılması doğru değildir. Bu koşullarda sıvı zincir yağların kullanımı çok daha etkin koruma sağlamaktadır. Yoğun yağlar, zincire daha iyi tutundukları için asfalt yollara ve racing gibi yüksek hızlara çıkan motosikletlerde kullanıma uygun yağ tipidir. Bu tarz ürünleri bulamama durumunuz olursa 80/90 vites kutusu yağı kullanabilirsiniz.

Adım adım yağlama

Öncelikle yanımıza küçük bir karton parçası, bez ve yağı alıyoruz. Karton parçası içten yağlama sırasında yağın başka yerlere sıçramasını engelleme amaçlıdır. Gelelim yağlama işlemine.

Zincir mutlaka iç kısımdan yağlanmalıdır. Böylece dönme sırasında yağ merkez kaç ile dışa doğru savrularak zincirin her kısmına ulaşabilir.

Zincir Bakım Yağlama

Zincirimiz ve dişliler yağlandı.

Zincir Bakım Yağlama

Zincir Bakım Yağlama

İPUCU: Zinciri yoldan geldikten hemen sonra sıcak haldeyken yağlamak çok daha etkili sonuç vermektedir. Sıcaklıktan vizkositesi artan yağ çok daha iyi zincire işler.

Ben yağdan hoşlanmam, yağlayamam, zamanımda yok. Bana alternatif ne önerirsiniz?

Böyle bir soruya cevap otomatik zincir yağlama sistemleri olarak verilebilir. Birçok firmanın zincir yağlama sistemleri vardır. Elektronik kontrollü olanlarından tutunda basit mekanik aksam teknolojili çok çeşitli ürünlere rastlayabilirsiniz. Bu ürünlerle sürüş sırasında belli aralıklarla zincir devamlı yağlanır. Elektonik olanlar hıza bağlı olarak yağlama miktarını ayarlayabilmektedir.

Zincir Bakım Yağlama

Pro-Oiller marka elektronik kontrollü yağlama sistem düzeneğini görmektesiniz.

Zincir Ayarı

Zincir ayarının kontrolünü her zaman yapabilirsiniz. Elinizle zinciri alt taraftan yukarı kaldırdığınızda 1,5 – 2 cm kadar esneme payının olması gerekir. Bu pay, arka çatalın yukarı aşağı doğru yaptığı hareket sırasında zincirin aşırı gerilmesini önlemek amacıyla bırakılmaktadır. Ayar sonrası motosikletin üstüne oturup zincir gerginliğini gözleyerek ayarı kontrol etmelisiniz. Aşırı gergin bir zincir aşınmayı hızlandırır ve parça kırılmasına neden olabilir.

Zincir Bakım Yağlama

Zincirin aşırı boşluklu bırakılması yolda sizi tehlikeye sokabilir. Zincir dişliden çıkabilir ve janta dolanabilir. Bu sefeple zincir gerginliğini belli aralıklarla kontrol edip, eğer deneyimliyseniz siz yapmalısınız yada servisinize bu ayarı yaptırmalısınız.

DİKKAT: Bazı tamirciler aşırı sünmüş zincirleri biraz daha kullanabilme açısından aradan bakla çıkartma yoluna giderler veya size önerebilirler. Böyle bir uygulama sonrası hayatınız tehlikeye girer. Bunun yanında ön – arka zincir dişlisininde aşınmasını arttırır. Kesinlikle böyle bir işlem yaptırmayınız.

Zincirimi değiştirme zamanının geldiğini nasıl anlarım?

Bunu anlamanın birkaç değişik yolu vardır.

1.Zincir sünme payına bakın. Artık zincirin gerdirme ayarı sonlara yaklaşmışsa zincirin değişme zamanı gelmiştir.

2.Zincir sesi. Yağlasanız dahi zincir şakırtıları geliyorsa zincir yatakları oldukça aşınmıştır. (Zinciri söküp iki ucundan tutup dışa ve içe doğru yapılan çekme-itme hareketleriyle boşluk durumu rahatlıkla kontrol edilebilir.)

3.O-ring’lerin gözle kontrolü. Kopmuş, zedelenmiş, boşluk yapmış ise zincirin değişmesi gereklidir.

4.Zincir bakla kontrolü. Baklalarda çatlama, deformasyon görünüyorsa mutlaka değiştirilmelidir.

Zincir ömrünü nasıl uzatabilirim?

1.Ani yüklenmelerden kaçının. Sert debriyaj bırakmak, lastik yakmaya çalışmak, tek tekere kalkma gibi zincire ani yüklenmelerden kaçının.

2.Bakım periyodunu sıklaştırın. Her uzun gezi sonrası zincirinizi en azından yağlayın.

3.Kaliteli standartlara uygun zincir yağlarını tercih edin.

4.Zincir ayarlarınızı kontrol edin, gerekiyorsa ayarlayın/ayarlatın.

5.Eskimiş bir zincir dişlisine takılan yeni zincir kısa sürede zarar görecektir. Bu sebeple kullanım ömrünü doldurmuş zincir dişlisini mutlaka değiştirin. Böylece zincir’in ömrünü uzatmış olursunuz.

6.Ön zincir dişlisi ve arka zincir dişlisi hiza kontrolünü mutlaka yapın. Özellikle arka teker sökülüp takıldıktan sonra bu kontrolü yapmanızda fayda var. Farklı bir hizada çalışma sonucu zincir açı yapacak, hem ses artacak hemde zincirinizde düzensiz ve hızlı bir aşınmaya yol açacaktır.
[/bos]
Atalarımız çok güzel bir söz söylemiş: “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.”

Motosikletimizi keyifle sürmek için ona gereken özeni gösterelim.

Hasan Alp İNAN

Kask Dosyası

Motosiklet Kaskı: Motorcunun Ayrılmaz Parçası

Başlıktan da anlayacağınız üzere bu ay kask konusuna değineceğim. Yaz ayının gelmesi ve motorcuların kasksız motora binme isteklerinin giderek artması bu yazıyı yazmamda ki en büyük etkenlerden birisi. Kask motosiklet kullanımında olmazsa olmaz denilebilecek kadar önem arz eden bir koruma giysisidir. Yıllar boyunca farklı şekillerde ve farklı maddelerden üretilen kask, günümüz teknolojisinin getirdiği avantajlarla artık hem daha güvenli hemde daha konforlu olarak üretilebilmekte.

İlk motosiklet 1885 yılında Gottlieb Daimler tarafından üretildiğinde pekte hız yapan (günümüz motosikletlerine göre) bir araç olarak görülmemişti. Bu nedenle de kullanım sırasında oluşabilecek tehlikeler gözlenmemiş ve bu konuda bir çalışma yapılmamıştı. Ancak teknolojinin gelişmesi, zaman faktörü vb nedenlerle motosikletler hız olarak kara taşıtlarında üst sıralarda yer almaya başladı. 1931 ile 1953 yılları arasında Amerika da yapılan motosiklet yarışlarında iki büyük katılımcı Indian ve Harley-Davidson yer alıyordu. Bu yarışlarda hız arttıkça ölüm riski daha da artmaktaydı. İşte bu nedenle Güney Kalifornia Üniversitesinden Profesör C.F. “Red” Lombard, çarpma anındaki şoku emen bir kask geliştirdi. Kask konfor sağlayan iç tabaka ve çarpma anında şoku emen bir dış tabakadan oluşuyordu. 1953 yılında Prof. Lombard ürettiği bu kask için patent aldı. İşte bu gün, günümüzde kullanılan kaskların gelişim sürecinin başlangıcı olmuştur.

Prof. Lombard’ın çalışmalarını takip eden üreticiler ürünleri yıllar boyunca gelitşirmeye devam ettiler. Ancak kask kullanımıyla ilgili herhangi bir yaptırımın olmaması sebebiyle motosiklet kullanıcıları kask kullanmıyordu ve gerçekleşen kazaların büyük çoğunluğu ölümle sonuçlanıyordu. İşte bu nedenle sürüş güvenliğiyle ilgili araştırmalar yapıldı ve trafik kuralları geliştirildi. Bu kanunlardan en önemlisi de motosiklet kullanımı sırasında kask takma zorunluluğuydu. Hükümetler, sivil toplum örgütleri kask kullanımını destekleyecek kampanyalar ve bilgilendirmeler yaptılar. Kask kullanımının artması ile motosiklet kazalarında ki ölüm oranların da azalmalar görüldü.

Tabi kask ilk gün ki haliyle kalmadı. Birçok ülke kendi kask güvenlik standartlarını geliştirdi. Bu standartlara uygun kaskların satışına ve kullanımına izin verildi.

Günümüzde kullanılan ülkelere göre kask güvenlik standartları
• AS 1698 (Australia)
• CSA CAN3-D230-M85 (Canada)
• JIS T8133 (Japan)
• NZ 5430 (New Zealand)
• ECE 22.05 (Europe)
• BS 6658:1985 (UK)
• DOT FMVSS 218 (USA)
İşte bu standarlar sayesinde kalitesiz kask üretimininde önüne geçilmiş oldu. Kask seçiminde bu standartları destekleyen kaskları seçmekte fayda var.

Kask tarihi özetinden sonra ülkemizdeki kask kullanımı ve gelişimine bakalım. Ülkemiz motosiklet sürücülerinin kask kullanımında pek de iç açıcı bir durumda olduğunu söyleyemiyeceğim. Özellikle şehir içinde kask kullanmayan her türlü motosiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Neden kask kullanmıyorsunuz? Diye sorduğum da “Hava sıcak başım yanıyor.”, “Bize birşey olmaz abi 50 ile gidiyoruz, hız yapmıyoruz ki” diyenler hatta “Abi kask takmak prezervatifle sex yapmakla aynı” diyerek sürüşten zevk almadığını söyleyenler bile var. Ama gerçekte ne kadar tehlikeli olduğunun farkında bile değiller.

Kasksız kaza yapıp ölmekle kendinize zarar verirsiniz ve kimseye muhtaç olmazsınız ki bu kurtuluştur bir yerde. Ama kalıcı bir beyin hasarıyla bir ömür boyu sakat kalmak ve başka insanlara muhtaç olmak çok ama çok zor bir durumdur. Motorun başına geçtiğinizde mutlaka bir düşünün. Her zaman iki teker üstünde gidemeyebilirsiniz bunu sakın unutmayın ve buna göre önleminizi alın.

Birazda kasklar hakkında bilgi verelim. Kaskın yapısı nasıldır? Hangi parçalardan oluşur? Kasklar kaç çeşittir? Çeşidine göre güvenliği değişir mi? Nasıl kask satın almalıyım? gibi sorulara cevap bulalım.

Kaskın Yapısı ve Temel Parçaları

Kask genel olarak 5 kısımdan oluşur.

Dış Kısım: İnce, sert Plastik, Karbon fiber veya kevlar kaplamadan yapılabilir. Dış kısım kazada ilk darbeyi alan kısımdır. Asli görevi sivri delici materyallerin kafaya zarar vermesini engellemektir. Diğer önemli görevide darbe emici iç kısmı korumaktır. Çünkü şok emen bu kısmın yapısı yumuşaktır ve sürtünme, yanal darbe gibi direkt temaslarda şok emici köpük kolaylıkla parçalanabilir.

Darbe Emici Kısım: Dış kısmın altında bulunur. Kalın, yumuşak yapıda hacimlendirilmiş polystyrene veya polypropylene köpükten imal edilir. Darbeyi emen kısım budur. Yumuşak yapısı ile gelen şok burda dağılır ve kafatasına direkt gelen darbe basıncı önemli oranda azaltılır.

İç kısım: Bu kısım başımızla direkt temas eden kısımdır. Yumuşak süngerimsi yapıdadır. Çıkarılabilir olanları vardır. Sentetik materyallerden üretilir. Havalandırmasının iyi olmasına çalışılır. Ayrıca bakteri üremesini engeller yapıda üretilerek koku, küf, mantar gibi olumsuz durumların oluşması önlenir..

Vizör: Kaskımızın ön kısmında konumlanmıştır. Gözümüzü korumakla görevlidir. Şeffaf olanlarının yanında renklendirilmiş olanları da vardır.

Kayış: Kayış kaskın kafamızda her durumda sabit kalmasını sağlar. Kayışın kilit kısmı genelde çelikten imal edilir. Kayış kısmı ise sentetik yüksek gerilime dayanıklı iplikten imal edilir.

İşte kaza sonrası bir kaskın durumu. Bu kişinin kafasında kask olmasaydı ne olurdu bir düşünün.

Kask Çeşitleri

Kasklar genel olarak sınıflandırılacak olursak

Tam kapalı : Bu kasklar kullanım sırasında çene kısmından itibaren yüzü ve kafayı çevreleyip tamamen koruyan kasklardır. En güvenli kask tipidir. Diğer kask tiplerine göre daha sessizdir. Gözleri toz, böcek v.s korur. Düşme anında çene kısmı dahil kafanın tüm çevresi her daim koruma altındadır. Bu kaskların güvenlik sağlamasının avantajlarının yanında bazı kullanıcılara göre değişebilen bazı dezavantajları da vardır. Sıcak olması, kısıtlanma, baskılanma duygusu, rüzgarı hissetmeme, kısa molalarda devamlı kask çıkarma takma vb. gibi kullanıcılardan gelen eleştirilerdir. Ancak kullanılması gereken en güvenli kask tipide bu tip kasktır.

Tamamen Kapalı kasklar: Adı üstünde her tarafı kapalı olan kask modeli. Çene kısmı açılanlara göre kullanımı daha zahmetlidir. Daha sessizdir.

Çene kısmı açılıp kapanabilir kasklar (Convertible, Modular, Flip-face veya Flip-up): Tam kapalı kasklar içerisinde bazı konfor olumsuzluklarının giderildiği bir türdür. Ön kısmı açılabilir olduğu için kısa molalarda ve konuşmak gerektiği durumlarda büyük kolaylık sağlar. Her ne kadar sürüş sırasında çene kısmı kapalı olarak kullanılması gerekse de bazen rüzgarı hissetmek içinde çene kısmı açılabilir ve size bu opsiyonu sunabilen kask türüdür. Bende bu tip kask kullanmaktayım.

Yarı Açık: Bu kasklarda kafanın yan ve arka kısımları koruyacak şekilde kaplar. Ancak çene ve yüz kısmı ya açıktır yada ön kısmında vizör bulunur. Bu kasklar ağırlıkla gezi motoru (Cruiser) kullanıcıları arasında yaygın olarak kullanılır.

Yarım: Bu kask tipi özellikle Amerika’da gezi motoru kullananlar arasında yaygındır. Kafanın üst kısmını koruyacak şekildedir. Başın ense kısmı ve yüz açıktadır. Kask kayışına entegre kulakları koruyan parçası vardır.

Birde bu sınıflandırmalara girmeyen kasklar vardır. Bu kasklar yarım kasklara benzerler. Ancak yarım kasklardaki gibi kulak kısmı kapalı değildir. Daha çok aksesuar gibi durur. Değişik şekillerde üretilirler ve sadece kafanın üst kısmını korurar. En az koruyan kask tipidir. Özellikle ülkemizde bilinen Alman (Nazi olarakta adlandırılır) kaskları bu gruba girer.

Kasklar kullanım amacına göre de farklı şekillere ve özelliklere sahiptirler. Örnek verecek olursak Kross motorlarda kullanılan kasklar tam kapalı kasklardır ancak ön kısmında vizör yoktur ve çene kısmı yüze daha uzak konumlanmıştır. Daha aksiyonlu ve efor sarf edilen bir sürüşte kullanıldığı için ön kısım yüzden biraz ileri konumlandırılmış böylece sürücünün daha rahat nefes alması amaçlanmıştır.

Kask çeşitlerini inceledikten sonra sıra geldi çok önemli bir konuya. Kask seçimini nasıl yapmalıyız ve nelere dikkat etmeliyiz?

1.Mutlaka tam kapalı kask kullanmalıyız. Tam kapalı kasklardan ön kısmı açılabilir (flip-up) kask tipleri günlük kullanım için çok uygundur. Hem güvenli sürüş yaparsınız hemde konforlu kullanım imkanı verir.

2.Kaskın havalandırma kanallarının yeterli sayıda ve yapıda olup olmadığını inceleyin. Özellikle yaz aylarında havalandırmaların ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

3.Kask mutlaka bilinen kalite standartlarından geçmiş olmalıdır. Kaskın kullanım ve bakım kitapçığında desteklediği güvenlik standartları yazılıdır. Burdan bilgi alabilirsiniz. Genelde bilinen markalar bu standartları desteklemektedir. Ayrıca kaskın yapısını iyice inceleyin. Parçaların işçilik kalitesi, kask hakkında açıklayıcı bilgilerin miktarı üreticinin yaptığı işe ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Bu tip ürünleri seçmekten çekinmeyin.

4.Almayı düşündüğünüz kaskın model yılına dikkat edin. Bir kaskın kullanımdaki ortalama ömrü 3 yıldır. Raf ömrü ise kişisel görüşüme göre üretildiği sene + 1 yıldır. Bu nedenle mutlaka beğendiğiniz kaskı araştırın, üretim yılına bakın.

5.Kaskların firmalara göre aksesuar ve yedek parça servislerinin kalitesi değişebilir. Her an yeni bir vizör temin edebileceğiniz markaları seçmenizde fayda var.

6.Bazı kasklarda çift vizör seçeneği bulunur. Eğer göz bozukluğunuz yoksa çift vizörlü kaskları seçebilirsiniz. Göz bozukluğu olan kişilerin kaskın güneş vizörü yerine dereceli güneş gözlüğü takmaları çok daha uygun olur.

7.Kaskın iç kısmının sökülebilir olmasına dikkat edin. Kullanım sırasında zamanla kirlenen iç kısım yıkanmak istendiğinde kolayca sökülür ve yıkanabilir. İç kısmı sökülemeyen kasklarda ise durum tam bir eziyettir. İç kısmı sabunlu bezle silmek ve tekrar ıslak bir bezle defalarca temizlemek gerekir. Tavisyem iç kısmı sökülebilir kask almanızdır.

8.Bazı kasklar satılırken renkli (siyah, koyu yeşil, aynalı parlak vb.) vizörle satılır. Böyle kasklar oldukça şık görünür. Gündüz kullanımda sorun çıkarmasa da gece kullanımda tabiri caizse kullanıcıyı körleştirir. Bu nedenle alacağınız kaskı normal vizörlü almalısınız. Sonra isterseniz gündüz kullanım için renkli vizör alabilirsiniz. Ayrıca vizörün çizilmeye karşı dayanıklı olanını kullanmakta fayda var. Ne demek istediğimi kullanırken anlayacaksınız. 

9.Kaskın en önemli parçalarından birisi kayış kısmıdır. Kayışın kilit kısmının sağlamlığını kontrol edin. Esnek ayar seçenekleri kullanımda uygun ayarı bulmanızı kolaylaştırır. Kayış konusuna çok dikkat.

10.Tavsiyeleri dinleyin, değerlendirin. Özellikle kask gibi uzun süre kullanılacak ve iyi paralar vererek alacağınız ürünlerde hayal kırıklığına uğramamak için testleri, uzman görüşlerini ve kullanıcıların yorumlarını değerlendirin.

Kaskımızı seçtik ve almayı düşünüyoruz. Bize uygun olan kask bedenini nasıl anlarız?

Kaskı kafamıza taktığımızda yanaklarımıza hafif bir baskı uygulamalıdır. Kaskı sabit tutarken kafamızı çevirmeye kalktığımızda kafamız kask içinde dönmemelidir. Demek istediğim bol kaskın sizi korumayacağıdır. Kask mutlaka kafanıza oturmalıdır. Bu denemeleri yaparken mutlaka kaskın kayışı ayarlanmış ve takılı olmalıdır. Kayış fazla olmamak kaydıyla hafif sıkı bir şekilde ayarlanmalıdır. Zaten bu ayarı kendiniz rahatlıkla anlar ve uygularsınız.

Kaskı almakla iş bitmiyor. Birde kaskımızı kullanırken nelere dikkat etmeliyiz onlara bir değinelim.

1.Kaskımızı her zaman temiz tutmalıyız. Özellikle vizörü her kullanım sonrası veya kirlenme durumunda temizlemeliyiz. Böylece her zaman iyi bir görüş elde ederiz.

2.Kaskımızın üstüne çıkartma, logo vb. şeyler yapıştırmamalıyız.

3.Kaskı asla direkt güneş ışığında bırakmamalısınız. Kaskın yapısına zarar vermesinin yanında sıcak bir kaskı kafanıza taktığınızda vücudun sıcaklık stresine girmesi ile halsizlik, dikkat dağılması ve sonrasında kaza riskinin artması meydana gelir. Ne demiş atalarımız “Ayağını sıcak kafanı serin tut”. Kask güneşten uzak tutulmalı.

4.Kaskınızı hava alacak, kuru bir yerde muhafaza edin. Kullanım sırasında içerde oluşan nemin sağlıklı bir şekilde uzaklaşması için bu şarttır. Ayrıca kötü kokunun oluşmasını da azaltır.

5.Kaskınızı çizilmeye karşı koruyun.

Son söz olarak birşey söylemek istiyorum. Piyasa da çok ucuza kasklar satılmakta. Gelir durumu iyi olmayan motorcu kardeşlerimiz bu kasklardan kullanmakta. Bu kaskların hiçbiri güvenlik testinden geçmiş ve güvenlik standartına sahip değil ama buna rağmen kafanızı ilk darbeden koruyabilir. Hiç kask takmamaktan iyidir. Bu nedenle alabileceğiniz en kaliteli kaskı alın ama asla kasksız motora binmeyin.

Yolunuz açık olsun, sağlıcakla kalın!

Hasan Alp İNAN

Motosiklete neden büyük hacimli ve süratli motorla başlanmaz?

Bu yazıyı okumadan önce kafanızda motosikletle ilgili tüm bilgileri ve yaşadıklarınızı unutun. Hatta hayatınızda motora bile binmemiş farzedin kendinizi. Sağlıklı bir beynin burada yazılanların tersine birşeyi düşünmeyeceğini bekliyorum…

“İlk motorum 600cc bir supersport ve hala hayattayım” düşüncesi

Bu tip bir düşünce çok tehlikelidir. Kim ne derse desin, 600cc ve üzeri bir motosiklet başlangıç motoru olarak uygun değildir. Bunu dünya üzerindeki bütün deneyimli insanlar, eğitmenler ve bu işin içinde olan insanlar söylüyor. Haa, “ben yaptım oldu” deyip kafanızın dikine giderseniz birgün, biryerlerde patlarsınız. Neden mi? Çünkü 600cc ve 1000cc kategorisindeki yarış motorları hatayı affetmez. Zaten motor en ufak hatanızı kollayan, ilk fırsatta sizi üzerinden atmaya çalışan bir alettir. Yarış motorları diğer motorlardan çok farklı davranışa sahiptir. Ortalama olarak 160-180 kg olup, 120-200 hp arası güce sahip bu motorlar, iki üç saniye gibi çok kısa sürelerde çok yüksek süratlere çıkabilirler. Bu motorlara yüksek süratlerde hakim olmak ciddi derecede zordur. Motora hakimiyet belli teknikler gerektirir. Yüksek süratlerde motoru yavaşlatmak ve durdurmak zordur. Bu tip motorları kullanmak için “İleri Sürüş Teknikleri” eğitimi almak faydalı olacaktır. Bugün motosikletlerin limitlerinin en fazla zorlandığı MotoGP gibi bir yarışta bile profesyonel kullanıcıların motorlarla ne tip kazalar geçirdiğini görüyorsunuz. Pist ve trafik çok farklı ortamlardır. Pist içerisinde bulunan her yarışçı profesyoneldir, çok iyi eğitimlidir, içinde bulunduğu ortamın farkındadır. Motorlar birbirine yakın süratlerde ve aynı yöne gitmektedir. Bunun yanında pistte her türlü sağlık önlemi en kısa sürede müdahele edilebilecek şekilde her an hazırdır. Pistte yapılan hatada en kötü ihtimalle biryerleriniz kırılabilir ancak aynı şekilde trafikte kaza geçirdiğinizde bunun ölümle sonuçlanması olasıdır. 600cc motora binip, hala hayattayım diyenler birgün öyle bir durum içerisinde kalabilirler ki, bu hayatlarına malolabilir. Bunun birçok örneğini duyduk, gördük. Benzer bir durumda deneyimli ve eğitimli bir kullanıcı bazı teknikleri uygulaması sayesinde içinde bulunan durumdan sıyrılabilecektir. Düz yolda motor kullanmak ve başına birşey gelmemesi motoru çok iyi kullanıyor anlamına gelmiyor. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde ne olduğunu hepimiz biliyoruz…

Kimseye motor hayatına 100cc scooter ile başlanmalı demiyorum ama herkes cüssesine, kapasitesine uygun bir motorla başlaması, o motora iyice alıştıktan ve çok iyi şekilde hakim olduktan sonra motor hacmini kademeli bir şekilde yükseltmeli diyorum. Yurtdışında birçok ülkede ehliyeti yeni alan kişiler kanuni olarak iki sene boyunca 100-150cc den büyük motor kullanamıyorlar. İki senenin sonunda da yapılan bir sınavdan geçtikten sonra motor hacmini büyütebiliyorlar, o da direk olarak 600cc veya 1000cc hacimli bir motor olamıyor. Kısacası dünyada büyük hacimli motorla başlanmaması için kanuni yollara da başvuruluyor. Umarım bu uygulama Türkiye’ye de gelir çünkü bu işe çok hevesli olup seçimlerini bilinçsiz şekilde yapan kullanıcı sayısı çok fazla.

Deneyim ve eğitimi hiçe sayan zihniyet

Motosiklette olmazsa olmaz iki şeyden biri deneyim, diğeri eğitimdir. Çok uzun süreler motosiklet kullanan biri zaman içerisinde yaşadığı olaylardan deneyim kazanır ve yapmış olduğu hataları tekrar etmemeye çalışır, tekniğini geliştirir. Motosiklette deneyim çok önemlidir, ölmemenizi sağlar. Bunun yanında eğitim, deneyimi destekleyen bir kavramdır. Ciddi bir kuruluştan alınan eğitimin faydası çok büyüktür. Uzun süreler motor kullanan biri bile eğitim aldıktan sonra bir konu hakkında “meğer bunca senedir bunu yanlış biliyormuşum” diyebilir. Sonuçta eğitimde alınan bilgiler motor konusunda uzman ve profesyonel kişilerin ortaya koyduğu bilgilerdir. Bunları hiçe sayan sadece kendini kandırır ve hiçbir zaman kendini geliştiremez, olduğu yerde sayar. Çok şey bildiğini sanar ama aslında hiçbir şey bilmiyordur.

Beceri ve kabiliyet

Tabi ki her konuda olduğu gibi motosiklet kullanma konusunda da her insanın becerisi birbirinden farklıdır. Biri iki üç ayda motora çok iyi hakim olabiliyorken, diğeri aynı sürede trafiğe bile çıkamayabilir. Ancak motora çok kısa sürede hakim olabilmeniz, motoru çok iyi kullandığınız anlamına gelmez. Motoru çok iyi kullanıyor olmak için deneyim sahibi olmak gerekir ki bu da zamanla olacak birşeydir. Bazı arkadaşların ben iki aydır motor kullanıyorum, kırk yıldır sürenlere bile taş çıkartırım demesi sizce ne kadar anlamlıdır?

Herkese iyi sürüşler, kazasız günler diliyorum.

Mehmet SÖKMEN

Türkiye ve Motosiklet Yarışları

Türk insanının motosiklet merakı gün geçtikçe artıyor. 2006 yılı içerisinde dörtyüz bine yaklaşan motosiklet satışları, artık insanların motosikleti hayatlarına yavaş yavaş dahil etmeye başladığının bir göstergesi. Ancak motosiklete meraklı olan insanların bile Türkiye’de gerçekleşen motosiklet yarışları hakkında pek bir bilgisi yok ne yazık ki. Hatta dünyaca ünlü, en popüler yarışlardan biri olan MotoGP hakkında bile bilgisiz insanımız. Yarışlarda “şu mavi motorlu” şeklindeki cümlelerden insanların izlemeye gittiği yarıştaki yarışçılar hakkında da bilgisiz olduğu sonucu çıkıyor. Bunun suçlusu basın mı, yoksa Türk insanının başka konularda daha ilgili olması mı bilemeyeceğim ama bugün sizlere Türkiye’de gerçekleştirilen motosiklet yarışları hakkında çok genel kısa bilgiler vermek istedim.

Türkiye Motosiklet Pist Şampiyonası

Türkiye Motosiklet Pist Şampiyonası, Türkiye Motosiklet Federasyonu tarafından düzenlenir. Yarışlar Nisan ayından başlayıp Kasım ayına kadar toplam 6-7 ayaktan oluşmaktadır. Yarışlar aşağıdaki klasmanlarda gerçekleştirilmektedir :

  • Supermoto A (125-900 cc)
  • Supermoto B (125-900 cc)
  • Supersport A (600 cc)
  • Supersport B (600 cc)
  • Supersport C (600 cc)
  • Supersport D (600 cc)
  • Superbike A (750-1000 cc)
  • Superbike B (750-1000 cc)

Bu klasmanlar dışında TMF Kupası, Honda CBR 125 Cup ve Honda Twister 250 Cup gibi yarışlar da gerçekleştirilmektedir. Yarışların gerçekleştiği yarış pistleri aşağıdadır :

  • İzmit, Körfez yarış pisti
  • İzmir, Pınarbaşı yarış pisti
  • İstanbul, İstanbul Park yarış pisti

Pist şampiyonası dışında Drag, Enduro ve Kros kategorilerinde de yarışlar düzenlenmektedir. Yarışlara TMF’nin belirlediği kurallar çerçevesinde katılmak mümkündür. Yarışın olduğu hafta Cuma günü tüm yarışçılara açık olan serbest antreman günüdür. Cumartesi günü sıralama turları gerçekleştirilir, Pazar günü de yarış günüdür.

Mehmet SÖKMEN

2. MARMOK Marmaris Motosiklet Festivali – Datça

Sevgili surucukursu.info takipçileri, içinde bulunduğumuz haziran ayında bir çok motosiklet festivali düzenlenecektir. Geçen sene ilki yapılan ama katılımcıları tarafından çok olumlu yorumlar alan Marmok Festivalinin 2. si bu yıl 21/24 haziran tarihleri arasında gerçekleşecek.

Bu bölümde size festivalle ilgili ayrıntılı bilgiler vermeye çalışacağız.

Festival bu sene Datça belediyesinin de katkıları ile Datça Aktur ‘da düzenlenecek. Özellikle Yunanistan ve adalardan katılımın yüksek olması bekleniyor. Festival afişleri çoktan Yunanistan ve adalarında önemli noktalarda ki yerlerini aldılar.

Festival giriş ücretleri

21/24 haziran arası yapılacak olan festivale giriş için sürücüler için 30 ytl artçılar için 20 ytl alınacaktır. Bu ücret 21-22-23 haziran girişleri için aynıdır. 24 haziran günü katılacaklardan sadece 10 ytl ücret alınacaktır.

Bu ücretin içinde ücretsiz çadır yeri, 4 günlük katılım bedeli, katılım hediyeleri, ve çekilişe katılım bulunmaktadır.

festivale karavan ve özel araçlada katılmak mümkündür.

Festival yeri

AKTUR, 869,500 m2′ lik alan üzerinde turistik işletmeciliğe dönük 1275 adet, altı değişik
tipte villa ve rezidansları içeren tatil konutları ile, 26,000 m2′lik alanda 1000 kişilik kamping ile, yaklaşık 7,000 yataklı bir tatil sitesinin tüm gereksinmelerini karşılayan tesisleri içermektedir. Türkiyedeki ilk 10 mavi bayraklı koy arasında 1. sıradadır. Çam ağaçları ile kaplı yeşil ve mavinin kaynaştığı bir doğa harikasıdır.

Konaklama

Festivale gelen misafirler isterlerse AKTUR CAMPING’ de kendi çadırlarında yada karavanlarında kalıp motosikletlerini de çadırlarının yanlarına park edebilirler.

Kamp alanın da duş, wc, pişirme ve bulaşık üniteleri ve de kiralık buzdolapları mevcuttur.
Çadır tercih etmeyen misafirler ise kamp bünyesi içinde bulunan bungalow ve motellerde konaklayabilirler. rezervasyon@marmok.com

Arzu edenler Aktur yaşam kompleksleri içinde bulunan villaları kiralayıp buralarda da kalabilirler. Fakat bungalow, motel ve villalarda konaklamak isteyen misafirlerin yaz sezonu dolayısıyla yer bulamama riskine karşı, daha önceden rezerve yaptırmaları gerekmektedir.

Festival ve kamp alanında, TÜRK TELEKOM tarafından 2048 Kb.kablosuz ( WIRELESS ) internet hizmeti sunulacaktır.

Sağlık hizmetleri

Festival alanında Özel CARIA Hastanesi tarafından tam teşekküllü bir sağlık çadırı kurulacak ve 24 saat doktor, hemşire ve ambulans bulundurulacaktır. Ayrıca Datça ve Knidos’a yapılacak gezilerde korteje 1 adet ambulans refakat edecektir.

Marmok yine iyi organize edilmiş bir festival ile karşımızda, bu sene özellikle yurtdışında yaşayan Türk motosikletçilerimizde kulüpleri ve grupları ile katılım sağlıyorlar.

Festival tarihleri arasında yapılacak olan aktivite ve geziler motosikletçilere dolu dolu 4 gün yaşatacak . Verilecek rehberlik hizmetleri gruplar halinde tarihi ve doğal hazinelerle dolu olan bu bölgede zevkli geziler yapılmasını sağlayacak.

Daha fazla bilgi için www.marmok.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Direksiyon Dersi

Kurumumuzda otomobil ve motosiklet için özel direksiyon dersi verilmektedir…

Simülatör destekli 2007 model Peugeot 207 ile direksiyon dersi daha kolay, daha keyifli…Detaylı bilgi için lütfen kursumuzla irtibata geçin….

0216 330 5 444

0216 336 6 277

0216 330 8 666 tel fax

sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi

Direksiyon Dersi, Özel Direksiyon Dersi , Direksiyon Eğitimi

 Sayın Sürücü adayları 

Hepimizin bildiği gibi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince, özel motorlu taşıt sürücüleri kurslarına müracaat ederek sürücü belgesi alınmaktadır. Gerek siz sürücü adayları, gerek de sürücü kursları, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmekteler.

Belirli bir eğitimden sonra başarı oranı oldukça yüksek olan bir sınava tabi tutularak sizler de o çoğunluğun arasındaki kişilerden birisi oluyorsunuz ve bu da sizin en doğal hakkınız. Fakat bu kursları başarıyla tamamlayıp, sınavlardan geçebilecek not alan kişiler dahi şehir içi trafiğinde oldukça zorlanmaktadırlar.

     Bunun böyle olmasının nedeni; eğitimin sınav odaklı olması ve sürücü belgenizin olmamasından dolayı, sürücü kurslarına tahsis edilen belirli güzergahların dışına çıkılamamasıdır. Doğal olarak böyle bir eğitimle şehir içi trafik tecrübesi kazanılamıyor. Bu durumda araç kullanmak oldukça tehlikelidir.  

Buna göre; sınav odaklı ve kısıtlı güzergahta alınan eğitimle trafiğe çıkmalı mısınız? Tabii ki HAYIR! Çünkü bu durumda yalnızca kendinizi değil, başkalarını da tehlikeye atarsınız. Bu bakımdan, tekrar eğitim almanız gerekmektedir. 

 Trafiğe; sorunsuz, kendinizden emin, kafanızda soru işareti kalmadan çıkmak için ihtiyacınız olan tüm eğitimleri eksiksiz olarak veriyorum.

Derslerimiz; doğru ve emniyetli araç kullanımını ve sürüş tekniklerini içermektedir. Aktif şehiriçi trafiğinde, kavşak yollarda, dönüşlerde,  E-5 ve gerekirse E-6 da uygulamalı olarak vermekteyiz. Bununla beraber, araç kullananların genel sorunu olan park etmeyi ( kaldırıma paralel, iki araç arası, verev ve kapalı garaja) kısa zaman da öğretiyoruz. 

 Genel olarak, bir kursiyer yoğun çalışma temposuyla ( 8 /10 derste ) bir haftalık bir eğitimin sonucunda kendi kendine trafiğe çıkabilecek seviyeye gelmektedir.  

Derslerimiz kesintisiz 120 dakikadır.

Özürlü Ehliyeti

Türkiye geneli İçin sınav tarihleri;

  • 25 Ağustos 2007 (test) sınavı

  • 22 /23 Eylül 2007 direksiyon sınavı

 

Eğitimlerimiz;

  • Hafta içi 3 hafta teorik eğitim, 18:30 20:00 saatleri arasında

  • Hafta sonu 4 hafta teorik eğitim, 10:00 13:00 saatleri arasında

  • 3 haftalık simülatör eğitimi ve sonrasında direksiyon eğitimlerine geçilir.

  • Direksiyon eğitimlerimiz randevu usulü yapılmaktadır. Toplamda 4 hafta sürmektedir.

 

H sınıfı ehliyetin toplam maliyeti;

  • 350 ytl kurs ücreti taksitli

  • 30 ytl ziraat ve vakıflar bankası (sınav hizmetleri ücreti)

  • 35 ytl sağlık raporu (ilgili polikliniğe ödenecek)

  • 100 ytl trafik masrafı (sürücü belgesi alırken ödenecek)

Gerekli belgeler;

  • 3 adet fotoğraf

  • İkamet belgesi

  • Diploma veya öğrenim belgesi

  • Sağlık raporu (kursumuz yardımcı olabilir)

  • Savcılık belgesi (kursumuz temin edebilir.

NOT:

  • Bu ücretler dışında ekstra hiçbir masrafınız olmayacaktır. (sınav harcı, temsilci ücreti vs.)
  • ön kayıt İçin sadece kimlik fotokopisi yeterlidir.Diğer evraklar kurs süresi içerisinde temin edilebilir.

sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi

Otobüs Ehliyeti

Türkiye geneli İçin sınav tarihleri;

  • 25 Ağustos 2007 (test) sınavı

  • 22 /23 Eylül 2007 direksiyon sınavı

 

Eğitimlerimiz;

  • Hafta içi 3 hafta teorik eğitim, 18:30 20:00 saatleri arasında

  • Hafta sonu 4 hafta teorik eğitim, 10:00 13:00 saatleri arasında

E sınıfı ehliyetin toplam maliyeti;

  • 380 ytl kurs ücreti taksitli

  • 30 ytl ziraat ve vakıflar bankası (sınav hizmetleri ücreti)

  • 35 ytl sağlık raporu (ilgili polikliniğe ödenecek)

  • 325 ytl trafik masrafı (sürücü belgesi alırken ödenecek)

Gerekli belgeler;

  • 3 adet fotoğraf

  • İkamet belgesi

  • Diploma veya öğrenim belgesi

  • Sağlık raporu (kursumuz yardımcı olabilir)

  • Savcılık belgesi (kursumuz temin edebilir.

NOT:

  • Bu ücretler dışında ekstra hiçbir masrafınız olmayacaktır. (sınav harcı, temsilci ücreti vs.)
  • ön kayıt İçin sadece kimlik fotokopisi yeterlidir.Diğer evraklar kurs süresi içerisinde temin edilebilir

sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi

Otomobil Ehliyeti

Türkiye geneli İçin sınav tarihleri;

  • 25 Ağustos 2007 (test) sınavı

  • 22/23 Eylül 2007 direksiyon sınavı

 

Eğitimlerimiz;

  • Hafta içi 3 hafta teorik eğitim, 18:30 20:00 saatleri arasında

  • Hafta sonu 4 hafta teorik eğitim, 10:00 13:00 saatleri arasında

  • 3 haftalık simülatör eğitimi ve sonrasında direksiyon eğitimlerine geçilir.

  • Direksiyon eğitimlerimiz randevu usulü yapılmaktadır. Toplamda 4 hafta sürmektedir.

 

B sınıfı ehliyetin toplam maliyeti;

  • 300 ytl kurs ücreti taksitli

  • 30 ytl ziraat ve vakıflar bankası (sınav hizmetleri ücreti)

  • 35 ytl sağlık raporu (ilgili polikliniğe ödenecek)

  • 210 ytl trafik masrafı (sürücü belgesi alırken ödenecek)

Gerekli belgeler;

  • 3 adet fotoğraf

  • İkamet belgesi

  • Diploma veya öğrenim belgesi

  • Sağlık raporu (kursumuz yardımcı olabilir)

  • Savcılık belgesi (kursumuz temin edebilir.

NOT:

  • Bu ücretler dışında ekstra hiçbir masrafınız olmayacaktır. (sınav harcı, temsilci ücreti vs.)
  • ön kayıt İçin sadece kimlik fotokopisi yeterlidir.Diğer evraklar kurs süresi içerisinde temin edilebilir.

Ehliyet almak için gerekli olan evraklar
sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi

Motosiklet Ehliyeti

Türkiye genelinde sınav tarihleri;

  • 27 Ekim 2007 test sınavı (20 adet motor tekniği bilgisi sınavı)

  • 24/25 Kasım  2007 direksiyon sınavı

 

Motosiklet kullanım eğitimleri;

  • Toplamda 5 Hafta sonu (7 ders) motosiklet eğitimi yapılacak,

 

A2 sınıfı Motosiklet sürücü belgesinin toplam maliyeti;

  • 150 ytl kurs ücreti (taksitli)

  • 30 ytl sınav hizmetleri ücreti (M.E.B.lığı Ziraat bankası Halkbank veya Vakıflar bankası hesabına)

  • 35 ytl sağlık raporu (ilgili polikliniğe ödenecek)

  • 100 ytl trafik masrafı

 

Gerekli belgeler;

  • 3 adet fotoğraf

  • ikamet belgesi

  • Diploma fotokopisi

  • Sağlık raporu (daha sonra olabilir, kursumuz yardımcı olacak)

  • Savcılık belgesi (daha sonra olabilir, kursumuz yardımcı olacak)

 

Motosiklet Eğitim Araçlarımız;

  • Honda Today 50 cc (scooter)

  • Honda Activa 100 cc (scooter)

  • Kmyco 125 cc CK commuter

  • Yamaha Ybr 125 commuter

 

NOT:

  • Yukarıda belirtilen ücretler dışında ekstra hiç bir masrafınız olmayacaktı?r. (sınav harcı, temsilci ücreti, direksiyon ücreti vs.)

  • Eğitimlerde; eğitmen, güvenlik ekipmanları, motosiklet temini kurs ücretine dahildir.

  • Ön kayıt için sadece kimlik ve (A2 ye geçişlerde ehliyetinizi) faxlayınız.

sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi

15 Aralık Ehliyet Sınav Soruları

15 Aralık ehliyet sınav soruları henüz açıklanmamıştır.15 Aralık ehliyet sınav sorluarı açıklandığı anda aşağıda linkten öğrenebilirsiniz…

sürücü kursu sınav soruları

27 Ekim Ehliyet Sınav Soruları

27 Ekim ehliyet sınav soruları henüz açıklanmamıştır.27 Ekim ehliyet sınav sorluarı açıklandığı anda aşağıda linkten öğrenebilirsiniz…

sürücü kursu sınav soruları

7 temmuz ehliyet sınav yerleri

7 Temmuz 2007 ehliyet sınav yerleri açıklandı  buradan öğrenebilirsiniz…

sürücü kursu
ehliyet
motosiklet ehliyeti
ehliyet test
motosiklet eğitimi
motosiklet ehliyeti

Ehliyet

Merhaba arkadaşlar;

27 Ekim sınavı için kayıotlarımız başlamıştır.Acele edin yeni yıla ehliyetli girin….